|
Artık bu yazımda Türkiye de hukuktan bahsedemeyeceğim, Çünkü orada hukuk artık
bir işe yaramıyor. İşe yaramayan bir şeyin adından söz etmek pek de akıl işi
olmasa gerek.
-Türkiye bir bütün müdür? Harita da evet.
- Nüfusuna kayıtlı
olan her insan, yurttaş mıdır? Kayıtlarda, savaşta ve seçimlerde aynen
öyle.
- ‘Bakan, BaÅŸ Bakan, Devlet BaÅŸkanı ve üzerine oturdukları kurumlar
tarafsız mı çalışır?,
hayır.
- Yasa ve yönetmelikler adil midir, ya da
bürokrasi mi? Bürokrasi?
- Devlet yapısı itibariyle, tarafsız herkese aynı
mesafede midir? Hayır.
Nerden biliyoruz?
Almanya Devleti’nin resmi
kanalı olan ‘ARD ile ortak yayın yapan NDR de Alevilik kabul edilmez bir iftira
ile suçlanacak, hiç bir Türk sorumludan ses çıkmayacak.
‘TATORT’ adlı dizi de
‘23.12. 07 Pazar günü ‘saat 20.15’, gösterilen bu alçak yayıma, 29 Aralık Köln
Dom Kilisesi önünde tek vücut Alevi’ler tepkilerini gösterdiler.
72 Milyon
nüfuslu Türkiye de o makamlara oturanlar herkesi temsil etmediklerini bu olayda
da açık ve net olarak göstermişlerdir.
Ben bir alevi yurttaş olarak iki yıl o
vatana askerlik yaptım. Yalnız Alevi Bektaşileri değil, o topraklar üzerinde
yaÅŸayan hak ve hukuk sahibi bildiÄŸim herkesi beklemiÅŸtim. Vergi verdim, vermeye
de devam ediyorum. ‘Temsil edileceÄŸiz, onurumuz gururumuz korunacaktır deyip
seçimlerde oyumu da kullandım.
Görülen o ki, herkese ‘sayılma, savunma ve
oldukları gibi yaşama hakkı tanıyan ve herkese aynı mesafede duran bir devlet
olmadı.
18 ayrı dilin konuşulduğu, farklı iananç ve ibadetlerin var olduğu
bir ülkede, tek dil tek mesep, ayaklı tek sınıf kollanıp korunacak, o ülkede
meclis birkaç partiden oluşsa ne yazar ki?
Alevi ve BektaÅŸiler ARD de
yapılan çirkin saldırılar karşısında yalnız bırakıldılar.
Olaya, Türkiye de o
toplumdan olan, bazı ses çıkaranlar dışında, Avrupa da yaşayan Alevi ve
Bektaşiler tepkilerini kendileri gösterdiler.
30.12.2007 Pazar günü
Avrupa’nın her tarafından otobüslere dolup ‘Köln DOM kilisesi önünde buluÅŸan
yoğun bir katılımcı tarafından olay sert bir dille kınandı.
Resmi
açıklamalara göre sayıları 50 bin olarak verilen katılımcılar, tek sesle o
suçlamayı kınadı ve reddettiler.
Filime alınan konu da Alevilerin
seçilmesinin arkasında ‘Osmanlı Yavuz ve Kanunü fetvazlarının iftiraları ve
günümüzde Türkiye de varlığı korunan o zihniyetle bağlantılı olduğu katılımcılar
tarafından tekrarlanıp yuhalanıyordu.
Bu hakaret Sünni yurttaşlara yönelik
değildi. Fakat iç içe yaşayan, ayni ahlakı değerleri paylaşan alevi yurttaşlara
yapıldı.
Peki ayni iftira Sünni yurttaşlara yönelik yapılıp yayınlansaydı,
yine mi bu tepedekilerden ses çıkmayacaktı? Hayır çıkacaktı, hem de
alabildiğine. Alevi ve Bektaşiler den de, aynı ses çıkacaktı. Birlikte
yaşadıkları insanlara bu tip iftiraları kesinlikle, öğreti ve terbiyelerinde
olduğu gibi reva göremezlerdi.
Ancak, Bugün ülke yönetimi tam kadro, duruş
ve icraatlarından da anlaşılacağı gibi, taraflıdır. Bu konuda da, vurdum
duymazlıkları bunun en açık ifadesidir.
‘Bu ülkede İslam olsun olmasın,
dinli yada dine inanmayanlar vatandaş dır.
Siyasetin içinden gelen herkes,
devlet kavramını bu ÅŸekilde kavramalıdır’. Diye diye dilimizde tüyler bitti.
Bu farklılıkları baÄŸrında yayıp barındıran bir ülkede, ‘insan, makam ve
menfaat karşılığında malzeme edilemez, edenlerin de asla yanına kalmaz. Bu
laflar boşuna atılmıyor bir gün gelecek işe yarayacaktır elbette.
Aleviler ve
farklı etnik topluluklardan olanlar, bu topraklar üzerinde her dönem birlik
beraberlik kardeşlik, sözlerini korktuklarından mı dediler? Hayır,
öğretilerinden alınan karakterik yapıları onu dedirttiriyordu. Günümüzde de,
Alevi BektaÅŸiler de ’72 Millete bir bak’ öğüdü geçerlidir. Öyle olmalarına
karşın, hep ayrıcalığa tabi tutulmuşlardır.
Tarihimizin Cumhuriyet döneminde
bile ‘Elbistan. K. MaraÅŸ-Maltya- Sivas-Tokat-Çorum-Gazi’ de uÄŸradıkları katliam
sonunda, ‘suçluya hesap sorulsun’, gibi demokratik haklı taleplerin dışında
barış ve huzur deyip durdular.
Bu seslere kulak verip kılı kıpırdamayanlar,
ikilikçi politikalarıyla maksatlarını gizleyebilirler mi? ‘Böl parçala ve malı
al götür’.
Onların bu tutumları karşısında kamu vicdanı rahat mı zannedilir?,
bunu henüz anlamış da deÄŸiliz. Barışı dillerine dolayan bu toplumların, ‘kavgaya
mı yönelmesi bekleniyor?
Dün ve bugün ‘Vatan Millet Sakarya’ deyip bir avuç
sistemci ve onların arkasından koşan çıkar guruplarıyla ülkeyi kıskıvrak kıskaca
alan vicdanı kirli sistemcilere kimse hesap sormayacak mı?
Geçmişten
günümüze, bu politikalar karşısında yan yana yaşayan herkes bir araya gelip
düşünmeyecek mi? Bu ülkede kimler ne dolaplar çeviriyor?, deyip hiç de zaman
kaybetmeden, başlar ta yukarılara kadar kalkıp ağızlar konuşmayacak mı?
CEM Vakfı Ne Yapmak İstiyor?
2 Ocak 2008 akşamı Bir CHP li Vekil,
Bir AKP Alevi döneği Vekil, Bir bayan sunucu Alevileri nasıl iftar da
buluÅŸturabilirler onu konuÅŸtular.
CHP li Hoca Vekile soruyorlar. ‘CHP li
belediyeler Alevilere randevu vermiyormuÅŸ
Cevap,’ AKP liler veriyor mu?’. Ha
ha ha gülüşmeler. ‘Yazıklar olsun size…
AKP li Vekil ‘Aleviler vardır,
sorunları da vardır, biz iftarla bu açılımı yapacağız ve işin arkasındayız,
sorunları çözeceÄŸiz’, diyor.
Bence, bu giriÅŸ, Haz.Hüseyin’e ve o yolda canına
kıyılanlar anısına tutulan mateme açık bir dille saldırı ve saygısızlıktır. O
matemi aç kalarak, yada hayatta olan tüm canlarımız özellikle o günlerde, coşku,
tören, ve şatafatlardan hep uzak durmaya önemle dikkat ederler. Ancak;
O
güzel duyguya kılıf uydurmaya çalışanlar bilsinler ki tarih nasıl Yezit ve
taraflarını lanetledi?, bu biliniyor. Gelecekte aynı tarihi yanlışa düşmemek
istiyorsanız, Aleviliğe kılıflar hazırlayıp ve giydirmeye kalkışmayın. Onlar
kendi değerleriyle yaşamaktan yana kesin kararlıdırlar, giydiremezsiniz de.
En iyisi, Siz siyasilersiniz, onların değerleriyle yaşama haklarını yasal
konuma getirin.
Sinsice politik kazanımlar peşinde, tarih boyu
değiştirilemeyen öğretiyi bu günkü siyasi ağırlığınıza güvenerek değiştirmeye
yeltenip duygularla oynamayın. Uluslar arası bu konuyu kapsayan anlaşmalarda
imzanız da var, bağlı kalmak ve uymak zorundasınız.
Sayın Fermani Altın,
1970, başlarında KÖLN Mauen Heim (İşçi yurdunda) misafirim olmuştunuz, Köln UKW
den yayın yapan radyoya götürdük sizi, ‘Aşık FERMANİ’ idiniz, o tarihlerde.
Çalıp okuduğunuz bir dörtlüğü hatırlatayım isterseniz,
Ne caminin ezanı
Ne
de kilisenin çanı
İnsan seviyorsa insanı
Öyle bir yer arıyorum
Bu
söz siz Aşık Fermani’ye aittir hatırlarsınız. Belki sakladılarsa kayıtlarda da
buluna bilir.
Birkaç yıldır neler anlatıyorsunuz, etrafınıza toplanan
kimselere, ve ne kadar o dörtlük eserinizle yüz yüzesiniz?
Sayın;Veliyeddin. ULUSOY, YOL Tivi de bir çağrı yaptı, Avrupa Alevi ve
örgütlerine hele de şu çıkışlar karşısında, o söze kulak verilmelidir.
İşi
sulandıranlar var, Ancak, Ülkede o kadar çağdaşlaşmadan yana olup bekleyip
duranlar var ki, fakat, el ele vermekte geç kalınıyor. Neyi ve kimi beklerler?,
onu bilmekte de zorlanıyoruz.
Bu gün Ülkeyi yöneten kadronun neye ve kime
hizmet ettiği açık ve net olarak ortadadır.
Bu tip pazarlıklarda o masaya
kimlerin oturduğu ve ne amaçla oturulduğu bilinen sezilen bir gerçektir.
Ancak;, ‘Alevililk İnsanlıktır’ pazarlık da götürmez, alevi iseniz,
‘Alevice, olmayan da, çaÄŸdaÅŸ bireyi bütünün bir parçası olarak düşünüp görsün,
baş tacı dır.
Saygılarımla.
 |