|
Aracımdan uzaklarda olmam nedeniyle �Mahsuni Baba�ı� gününde anamadım. O nedenle bağışlanmamı diliyorum�
Aşık Mahsuni Şerif, Maraş´ın Afşin´e bağlı Beçenek köyünde 1937 yılında
dünyaya gelmiştir. Nice nice uygarlıkların mayaladığı Anadolu�un
bağrında büyüyen ve yetişen, döneminde aşıklık geleneğine apayrı bir
sayfa açan, bir ozanımız değerimizdi.
Toplumun tüm kesiminde,
kimilerine sazı, kimilerine müziği, kimilerine sözleriyle ve kimilerine
de, bir dünya görüşüyle kendisini tanıtabilen, kabul ettiren büyük bir
ustamızdı.
Zamansız kayıp ettik. Öldükten sonra yeri ve boşluğu
daha da fazlasıyla anlaşılan Mahsuni Şerif, arkasında bıraktığı 450. 45
lik plak 40 kaset ve uzun çalarlarının yanında, duyulan ve daha da
zaman zaman duyulacak olan, binlerce eserleriyle yaşayacaktır.
Aşık Mahsuni Şerif eserlerinde Tüm dünya halklarına, barış, huzur,
kardeşlik, dostluk çağrısında bulundu. Sömürüyü ret etti, sömürücüleri
amaçları için çıkardıkları savaşlardan dolayı tüm dünyaya katil ilan
etti. Tüm halkların varlığının olduğu gibi kabul edilmesini önerirken,
kendi ülkesini ve halklarını da çok sevdiğini söylerdi. Aşık demenin
uşak demek olduğunu söylerdi. Benimle karşılaştığı 70 li yılların
başında Aşık Mahsuni olalı 35 sefer mahkemeye çağrıldım ve 5 sefer
tutuklandım, kötü muamelelerle karşılaştım demişti. Aşık Mahsini Şerif
anlaşılmadı diyenlere de katılmıyorum.
Aşık Mahsuni Şerif Herkes
tarafından anlaşılmıştır. Anlamak isteyenler anladı. Anlamak
istemeyenler de anladılar da, ancak işlerine öyle geliyordu.
Anılarım Ve dönemi;
Yıl 1967 Yer Malatya Atatürk Kültür Salonu (Birlik Partisinin
Hazırladığı gece de Aşık (Kul Ahmet´le) Aşık M. Şerif´i ilk görüp
dinlemiştim. Okuduğu ilk eseri (Kimi Gelir kimi gider haber yok) Büyük
bir kalabalıkla izlemiştim konserini.
Sene 1972 Yılmaz
Ösecal plak yapması için Almanya �a Köln� davet etmişti, o Almanya�a
ilk geliÅŸi idi, o zaman 12 plak okudu.
Günü hatırlamıyorum sık sık
kendisini bulur Köln´ü gezdirirdik. Dom Kilisesini gezdirdiğimizde,
duygulandı şunları söyledi. Benim ülkemde yok mu? �ervan Saraylar�ve
daha neler neler.
Sohbetinde sık sık Türkiye�en söz eder ülkenin iyi yöneltilmediğini söylerdi.
Ben,
ona hep en çok da Türkiye�en ve oradaki sorunlardan söz ediyorsun,
dünya da başka ülkelerde onca sorunlar sizi düşündürmüyor mu?�demiştim. Elbette ki, tüm dünya halklarının huzur içinde yaşamaları
özlemimdir, plaklarıma bile okudum. Fakat; Nasıl ki ( Bir Aleksandır
Dubo Ben Fransızım, Bir Gote, ben Almanım, Bir Çerkovoski ben Rusum)
Diyebiliyorsa, Ben Niçin Bir Türkiyeli Aşık Mahsuni Şerif olduğumu
demeyeyim ve ülkem ve insanlarımla öğünmeyelim demişti.
Aynı
gün akşam sohbetine davet etti beni. Yağışlı bir hava ve Köln´ün
ortasından akan Ren nehri üzerinden geçiyoruz, Ren kabarık atılı atılı
akıyor. �alım etme oğlum, benim de
fıratlarım yeşil ırmaklarım var, deyip arka arkaya saydı.
O akşam geç saatlere kadar konumuz sazın sohbetin dışında yaratıcının kim ve kimlere ne donda göründüğü konusu konuşuldu.
Son görüşmemiz, 16.Ağustos 2000 H.Bektaş. Kültür şenlikleri, �vanos otel de
akşam sohbetinde oldu. Kucaklaştık, hastalandım ama ölümü beceremedim
dedi, şaka yaptı, Fakat; 17 Mayıs 2002 sabahı saat 04.20 de sevenlerine
son vedasını yapmış oldu.
Saygılarımla.
 |