Hata
  • XML Parsing Error at 1:330. Error 9: Invalid character
Kriz ve Yerel Seçimler Üzerine PDF Yazdır E-posta

Kazım ErogluMerkez üssü ABD olan, 2008 yılının ortalarında patlak veren kapitalizmin bu en büyük krizi, Türkiye ve tüm kapitalist ülkeleri derinden sarsmaya devam ediyor.YaÅŸanılan bu krizin ne zaman ve nasıl son bulacağı konusunda ise henüz bir öngörü de oluÅŸmuÅŸ deÄŸildir. K.Marx “sermayenin en büyük engeli yine sermayedir” der. Krizler, kapitalizmin bir dizi kendi iç çeliÅŸkilerinin ,kendi iç dinamiklerinin doÄŸal,kaçınılmaz bir sonucudur. Kapitalizm doÄŸası gereÄŸi sürekli kriz üretir,onsuz yaÅŸayamaz. Kapitalist sistem üretim-tüketim-kar ve sermaye birikimi döngüsü içinde iÅŸler.Bu döngüde bir halkanın bozulması krizi tetikler ve kaçınılmaz kılar.Özelikle plansızlığın ve kuralsızlığın egemen olduÄŸu günümüz küresel neoliberal kapitalist sistem içinde,uluslar arası tekelci rekabet koÅŸullarında bu döngüdeki dengeyi kurabilmenin pek olanağı yoktur.Pek tabi ki bu döngüde kapitalistler için aslolan ÅŸey istenilen kar ve sermaye birikimini elde etmektir. Kapitalistin amacı,dürtüsü toplumsal ihtiyaçların üretimi deÄŸildir;tam tersine azami kar ve sermaye birikimidir.Bu dürtü de reel ekonomide istediÄŸi karı ve sermaye birikimini yaratamayan kapitalistleri spekülatif yatırımlara, rantiyeciliÄŸe yönlendirir. Bugün yaÅŸanılan krizin en önemli kaynağı da iÅŸte bu spekülatif ve rantiyeci ekonomidir.

2.Emperyalist paylaşım savaşından sonra,Keynesci (finans sektöründe devlet denetimi,mali ve parasal politikaların enflasyonu ve durgunluÄŸu aÅŸmak üzere kullanımı,talebi canlandırıcı görece yüksek ücret politikaları ve kimi sosyal uygulamalar ) ekonomi politikalarının devreye sokulması belli bir dönem hızlı bir büyüme ve kapitalistler için yüksek karlar ve sermaye birikimi saÄŸlamıştı.Ancak bu model 1970’lere doÄŸru giderek tıkanmaya baÅŸladı.Bu dönemden sonra neoliberal politikalarla kapitalist sistemin yeniden yapılandırıldığı döneme ÅŸahit olduk.
Friedmencilik olarak da topluma yansıyan ve “bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler” öz deyiÅŸiyle karakterize edilen ve “yeni dünya düzeni” denilen bu dönemin genel özellikleri ; sermaye üzerindeki tüm devlet denetiminin ortadan kaldırılması ve tüm düzenlemelerin piyasanın iÅŸleyiÅŸine bırakılması,devletin sanayi,mali piyasadan çekilerek tüm alanların özel sermayeye bırakılması,devletin eÄŸitim saÄŸlık baÅŸta olmak üzere tüm sosyal alanlardaki iÅŸlevlerinden arındırılarak hem devlet harcamalarının kısılmasını hem de bu alanlarda sermayeye yeni yatırım olanaklarının yaratılması,devlet destekleme alımlarının ve sübvansiyonların kaldırılması, gümrük duvarlarının kaldırılarak ticaretin tam serbestleÅŸtirilmesi ve mal,hizmet ve sermayenin tüm dünyada engelsiz dolaşımı(küreselleÅŸme) olarak özetlenebilir.

Bu “yeni dünya düzeni” kapitalistlere belli bir dönem yüksek karlar saÄŸladıysa da kapitalist sistemi rahata erdirecek bir dünya düzeni getirmedi.Bu uygulamaların dünya emekçileri üzerindeki etkisi ise; ücretlerin geriletilmesi ve sosyal harcamaların budanmasıyla birlikte alım gücünün hızla düşmesi(talebin daralması), yoksullaÅŸmanın ve iÅŸsizliÄŸin artmasıdır.Bu dönem orta sınıfın da hızla yoksullaÅŸtığı bir dönemdir.Bu düzenin en büyük marifeti zengin ile yoksul arasında gelir dağılımında yarattığı uçurumdur.
Ucuz iÅŸgücü ve hammadde avantajlarından yararlanıp kar oranlarını yükseltmek için metropollerden çevre ülkelere yapılan direk sermaye ihracı üretken kapasiteyi geniÅŸletti (Çin baÅŸat örnektir) ve aşırı üretimi getirdi.GeniÅŸleyen kapasiteye oranla talep yaratılamaması fiyatlar ve karlar üzerinde olumsuz bir etki yaratarak kar oranlarını düşürdü.Bu durum sermayeyi daha karlı alanlarda yoÄŸunlaÅŸtırdı; bu finansal ekonomidir.Yani üretmeden paradan para kazanmak,diÄŸer bir deyiÅŸle spekülatif yatırımlara yönelmek.Bu dönemde finansal ekonominin reel ekonominin boyutunu aÅŸan dev yapısını görürüz.Bu finansal ekonomi bir deÄŸer yaratmayan bir parazit bir asalaktır; iÅŸlevi, yaratılmış deÄŸerler üzerinden türevler üreterek yeni deÄŸerler sızdırmaktır. Noeliberal sistem bugüne gelene kadar genelde de çevre ülkelerde olmak üzere bir dizi krizler üretti(Arjantin,Meksika Brezilya, Uzak Asya, Türkiye,Rusya);ancak bu krizler esas olarak kendi üs alanlarında bir dizi yıkımlara neden olduysa da bu krizler metropolleri ve dünya kapitalist sistemini çok fazla etkilemeden ve fatura da bu ülke halklarına yüklenerek geçiÅŸtirildi.Bugün yaÅŸanılan kriz ise kapitalist sistemin beyninde, ana arterinde oluÅŸan ve giderek tüm vücuda yayılan kolay kolay geçiÅŸtirilemeyecek bir kriz,bir buhrandır. ABD’de finansal ekonomide finansal spekülatörlerce ÅŸiÅŸirilen emlak piyasasındaki sanal deÄŸerlerin patlayıp gerçek deÄŸerlerle yüzleÅŸince olanlar oldu; ilk önce direk bu virüse bulaÅŸmış finansal dev ÅŸirketleri,ardından da tüm sistemi ve dünyayı etkisi altına aldı.

Sovyetler BirliÄŸinin de yıkılmasıyla birlikte uluslar arası tekelci sermayenin,birkaç istisna dışında, tüm dünya coÄŸrafyasını egemenliÄŸi altına aldığı küresel sermaye iliÅŸkilerinin en uç noktaya vardırıldığı, dünyanın insan ve çevre tüm kaynaklarıyla yaÄŸmalandığı bu dönemde kapitalist sistemin artık yıkılmazlığı üzerine,sınıf çeliÅŸkilerinin ve sınıf mücadelelerinin ortadan kalktığı ve bittiÄŸi üzerine vaazlar verilip, hayaller kurulup,kapitalizmin kesin tarihi zaferi üzerine nutuklar atılırken 2008’de yaÅŸanılan büyük bunalımla birlikte birden bire K. Marx’ın ve sosyalizmin gölgesi dünyayı kaplayıverdi.K.Marx liberallerce yeniden keÅŸfedilmeye baÅŸlandı.

Kapitalist sistemle entegre olmuş tüm ülkeler bu krizin etkilerini; reel ekonomide durgunluk, hızlı bir düşüş , işsizlik ,iflaslar ve gelir kayıplarıyla yaşamaktadır.Türkiye, bu krizin etkilerini en çok yaşayacak ülkelerin başında gelmektedir.Egemenler bu krizin faturasını, halka ödettirmek istiyorlar (zarar eden, iflas etmekte olan şirketler devletleştirilerek,sermayeye yeni sübvansiyonlar sağlanarak patronlar kurtarılmaya başlandı bile). Halk bu faturayı ödemeye razı olduğu sürece kuşkusuz kapitalistler bu krizi de er yada geç geçiştireceklerdir.Ancak, kapitalist boyunduruğu altında ezilen halk yığınları bu krizin faturasını ödemek istemedikleri iradelerini ortaya koyabildikleri taktirde, halkın emeği ve alın teriyle oluşturulmuş tüm kapitalist sermaye değerlerine halk adına el koyup sömürüsüz bir dünya düzeninin, sosyalizmin kapılarını aralayarak krizin faturasını kapitalistlere keseceklerdir.

Bu kriz koşullarında yerel yönetimlerin belirleneceği bir seçim süreci yaşamaktayız. Yaşadığımız kentlerde dürüst,namuslu insanları seçmemiz son derece önemlidir ;ancak bunun yanı sıra merkezi sistemin (neoliberal sistemin) yerel bir ayağı,uygulamacısı olmayan demokratik katılımcılığı ve o yöre insanlarının tüm yerel yönetim hizmetlerinden ticari kaygıdan uzak sağlıklı,güvenli ve en uygun bir biçimde yararlanmasını kendine ilke edinen doğru insanları (siyasal eğilimleri) seçmemiz daha da önemlidir.

80’lerden itibaren merkezi idarelerce devreye sokulan neoliberal uygulamalar, belediyeleri de içine alarak tüm yaÅŸam alanlarında insanları kendi etkisi içine almıştır.Rantçılık ve piyasacılık belediyelerin de gündemini oluÅŸturmuÅŸtur.İstenildiÄŸi gibi oynanılan imar yasalarıyla kent arsaları üzerinde rant üretmek ve bunun paylaşımı, “kentsel dönüşüm” projeleri altında belediye ve hazine arazilerinin ,yeÅŸil alanların ve kimi yapısal alanların büyük ÅŸirketlere peÅŸkeÅŸ çekilmesi neoliberal uygulamaların temel ayağıdır.Belediyelerin ürettiÄŸi mal ve hizmetlerin piyasa koÅŸullarına göre belirlenmesi,bu alanlarda özelleÅŸtirmeler,taÅŸeronlaÅŸma ve çalışanların sendikasızlaÅŸtırılması gibi uygulamalar sermayeye yeni alanlar yaratan neoliberal uygulamaların diÄŸer ayağıdır.Uygulamalarda halkın,meslek odalarının,demokratik toplum kuruluÅŸlarının hiçbir katılımlarının ve söz sahibi olmadığı kararlar tümüyle semaye ve piyasa odaklıdır.Bir hizmet kuruluÅŸu deÄŸil bir ticari sermaye kuruluÅŸu olarak yönetilen belediyeler ile kent insanları arasında geçilmez bir duvar örülmüştür.Sadaka politikalarıyla da toplumun belli bir kesimini adeta kendilerine muhtaç duruma getirmiÅŸlerdir. Özal dönemiyle yürürlüğe konulan belediyecilikte neoliberal süreç, AKP dönemiyle doruÄŸa çıkarılmıştır.

Yaşadığımız kentin ,mahallenin işçisi,memuru, esnafı,işsizi olarak bizler dünyada ve ülkemizde yaşanılan ucu açık krizin etkisini daha da ağır hissetmek istemiyorsak, bu etkiyi en aza indirgemek istiyorsak bizleri müşteri olarak gören,her telden oynayan,kentin gelirini yiyip bitiren, bizleri de soyup soğana çeviren,verilecek oyun hatırına da kimimizi dilenci durumuna düşürüp bir parça sadaka veren neoliberal belediyecilik anlayışına dur deyip bunun yerine sosyal belediyecilik anlayışını ikame ettirecek doğru insanları,doğru siyasi eğilimleri seçmeliyiz.
Sevgiler ve saygılar.

 Kazım Eroglu

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Köşe Yazarları

Ali Rıza Uğurlu Ali Rıza Uğurlu

En çok Tıklanan

325220
12346
Arguvan Türküleri
Arguvan türküleri ARGUVAN HAVASI yada ARGUVAN...
9383
Cemal Öztaş ile Röportaj
Radyoarguvan.Com Web Sitesi olarak Arguvan Türkülerinin...
8123
Arguvan Cografi Yapı
DoÄŸu Anadolu Bölgesi’nde, Malatya İline baÄŸlı bir...
5757
Geçmişten Günümüze Sene 1967
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE... DÜNÜ VE BUGÜNLERE DOĞRU NEREDEN...

Hava Durumu

An error occured during parsing XML data. Please try again.