Malatyalı işadamı, Malatyaspor eski yöneticilerinden 48 yaşındaki Celal
Birsen İstanbul- Hadımköy'de geçirdiği trafik kazasında vefat etti,
Türkiye'nin
en büyük şemsiye üreticisi olan ve "Celal Birsen" adını marka yapan
Malatyalı işadamının, Cumartesi akşam 17.30'da Çorlu'daki fabrikadan
çıktığı ve İstanbul'a dönmekte olduğu öğrenildi... Uzun yıllardır Celal
Birsen'in şoförlüğünü yapan Muhsin Erdoğan'ın kullandığı 34 TC 6890
plakalı cip, TEM Otoyolu Esenyurt mevkiinde kontrolden çıkarak takla
attı.
Kazada, araçta bulunan Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu
Yedek Üyesi ve hemşehrimiz Celal Birsen ile yine Malatyalı olan sürücü
Erdoğan, olay yerinde yaşamını yitirdi.
İstanbul İl Jandarma Komutanlığı trafik ekipleri, ihbar üzerine kaza yerine gelerek inceleme yaptılar.
Hikmet
Tanrıverdi başkanlığındaki Malatyaspor yönetimlerinde başkan vekilliği
yapan Birsen'in cenazesinin Esenyurt Devlet Hastanesi morguna
kaldırıldığı öğrenildi.
Kazayı haber alan İstanbul'daki birçok
Malatyalı işadamının ve Malatyaspor eski yöneticilerinin Esenyurt
Devlet Hastanesi'ne gittikleri bildirildi.
Bir iş gezisi için
Moskova'da iken haberi alan Malatyaspor eski başkanı işadamı Hikmet
Tanrıverdi'nin de İstanbul'a döndüğü ve cenazenin bulunduğu hastaneye
geldiği bildirildi. CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da
hastaneye gelenler arasındaydı.
Futbol Federasyonu Yönetim
Kurulu yedek üyesi olan Celal Birsen'in cenazesinin Pazar günü İstanbul
Fatih Camii'nde ikindi namazından sonra Edirnekapı Şehitliği'nde
toprağa verileceği öğrenildi...
----------------------------------------
Malatyalı işadamı Celal Birsen, 18 Ağustos 2007 yılında Milliyet
Gazetesi'nde Eylem Türk imzasıyla yayınlanan röportajda, başarı
öyküsünü anlatmıştı.
Hikmet Tanrıverdi'nin başkanlığı döneminde
Malatyaspor Başkan Vekili de olan Celal Birsen'le yapılan ve "Küresel
Isınmaya Karşı Özel Şemsiye Üretecek" başlığıyla yayınlanan röportaj
şöyle:
"Bir festivalde Sibel Can'a hediye ettiği 'pırlantalı'
şemsiye ile gündeme gelen işadamı Celal Birsen, bu yıl dore kumaşların
ve Swarovski taşların kullanılacağı özel şemsiyeler de üreteceklerini
söyledi.
Seyyar satıcılıktan zirveye çıkan başarı öyküsüyle
tanınan Birsen, yılda 3 milyon adet şemsiye satıyor. Dünyada 45 ülkeye
güneş ve yağmur şemsiyesi sattıklarını anlatan Birsen, "Dünya
plajlarındaki her üç güneş şemsiyesinden biri mutlaka Celal Birsen
imzalı" diyor.
Birsen şöyle devam ediyor: "Çorlu'daki
fabrikamızın üretim kapasitesi 3 milyon şemsiye. Entegre bir tesis.
Şemsiye ve bayrak üretimi yapıyoruz. Mevcut üretimimizin yüzde 60'ını
ihraç ediyoruz.
Şu anda Etiyopya'dan Almanya'ya kadar 45 ülkeye
mal satıyoruz. Güneş ve yağmur şemsiyesi pazarı 500 milyon dolarlık bir
hacme sahip. Bunun içinde markalı ürün pazarı ise 100 milyon dolarlık
bir paya sahip. Biz da markalı pazarın yüzde 30-35'ine sahibiz. 250
çalışanımız var."
İşe yağmur şemsiyesi ile başladıklarını hatırlatan Birsen, son yedi yıldır da güneş şemsiyesi ürettiklerini söyledi.
'Meteorolojiyi takip ediyorlar'
Küresel
ısınma nedeniyle yağmur şemsiyesi satışlarında iki yıldır azalma
olduğunu kaydeden Birsen, "Küresel ısınma nedeniyle yağmurlar azaldı.
Bu nedenle yağmur şemsiyelerinin satışında da yüzde 50 düşüş oldu.
Yağmur şemsiyesi satışları sadece bizde değil tüm dünyada yarı yarıya
azaldı. Güneş şemsiyesinde de yüzde 30 seviyesinde bir artış var" dedi.
Küresel
ısınma nedeniyle fabrikalarında 12 kişiden oluşan tasarım ve Ar - Ge
ekiplerinin hem güneşten hem de yağmurdan etkilenmeyecek özel şemsiye
üretimi üzerinde çalıştıklarını kaydeden Birsen, şirketlerinde ayrıca
iki kişilik bir ekibin hem Türkiye hem de dünyadaki meteorolojik
gelişmeleri takip ettiğini söyledi.
Yurtdışından personel
transfer ettiklerini belirten Birsen, "Alman mühendis ve tasarımcı
çalışanlarımız var. Türkiye'de daha evvel kurulmuş bir şemsiye
fabrikası bulunmadığı için kalifiye eleman bulmakta zorlandık. Hem
teknoloji hem de personel transferi yaptık. Çalışanlarımıza da eğitim
veriyorlar" dedi.
Bayrak da üretiyor
Mevcut
yatırımlarının 30 milyon dolar olduğunu söyleyen Birsen, "Şu anda üç
tane mağazamız bulunuyor. Ağırlıklı olarak çok katlı zincir mağazalarda
satış yapıyoruz. CB Flags markasıyla bayrak üretimine başladık. Şirket
ve ülke bayrakları üretiyoruz. Mevcut tesisimizde üretim
yapıyoruz.Yurtdışı satışlarımız başladı. Fransa Almanya ve Danimarka'da
şirketlere bayrak sattık. Önümüzdeki dönemde düşündüğümüz yatırımlar
arasında butik otel projesi de var" dedi.
İlk mağazası paltosuydu
Ufak
yaşlarda çalışmaya başlayan Birsen'in şemsiye işine giriş öyküsü de
ilginç. Şöyle anlatıyor: "İşe Sultanhamam'da başladım. Yağmurlu bir
günde bugün ne satayım diye düşünürken aklıma şemsiye satma fikri
geldi. İyi satış yapınca devam etmeye karar verdim. Şemsiyeler için
özel bir palto diktirmiştim. Bu gözlere farklı renklerde şemsiye
koyuyordum. İlk dükkânım bu paltoydu. Günde on şemsiye satıyordum.
Seyyar satıştan bugünlere kadar geldik."
CELAL BİRSEN ÖYKÜSÜ..
Bir başka Celal Birsen röportajında, şöyle anlatılmıştı:
"Sultanhamam'da
açtığı ilk dükkanının büyüklüğü sadece iki metrekareydi. İçinde şemsiye
açmak bile imkansızdı. Yirmi yıl gibi kısa sürede o günlerden bugünlere
geldi. Bugün yağmur şemsiyesi işinin sadece yüzde yedisi. O artık güneş
şemsiyesi kralı. 52 ülkeye güneş şemsiyesi yapıp satıyor. Güney
İtalya'da, Fransa sahillerinde hatta Ibiza'da bile güneşlenirken sizi
koruyan şemsiyelerin etiketinde Celal Birsen yazıyor.
Malatya'nın
Pötürge ilçesinde fabrika işçisi bir babanın oğlu olarak doğdu. 5
yaşında ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etti. İlkokuldan sonra
okumadı. 14 yaşında seyyar satıcılık yapmaya başladı. Neler satmadı ki;
çoraptan mendile, taraktan kaleme her şey. 1984 yılında askerden
geldikten sonra düzenli bir işi olması gerektiğine karar verdi ve
yalnız şemsiye satmaya başladı. Önce iki şemsiyeyle yola çıktı. Birini
satıyor, diğerini belediye zabıtalarına hediye ediyordu. Sonra annesine
on şemsiyeyi aynı anda taşıyabileceği, kocaman on cepli bir palto
yaptırdı. Yürüyen dükkan gibiydi. Uzun süre o paltoyla iş yaptı. Hem
üşümüyordu. Hem de bütün şemsiyeleri üstünde taşıdığı için
yakalanmıyordu.
Şemsiye satmaya başlamasının ardında bir insan
gizliydi. Adı İsmail Türk'tü ve küçük bir şemsiye üreticisiydi. Genç
Celal'e güvenmişti. Malın parasını satıştan sonra alıyordu. "İki tane
bile satsam hemen gidip borcumu ödüyordum. Güvenini hiç sarsmadım."
ISLANMA HANIM BURAYA GEL
Yağmuru
çok seviyordu. Çünkü bir tek o zaman bir günde 10 şemsiye
satabiliyordu. "Yağmura dayanıklı şemsiyeler. Islanma hanım buraya gel"
diye bağırmaları hemen karşılık buluyordu. Ve böyle havalarda insanlar
şemsiyenin fiyatını bile sormuyordu. O günlerde yaşadığı zafer duygusu
çok başkaydı.
Sokakta gelecek olmadığını biliyordu. Kısa süre
sonra, biriktirdiği parayla iki metrekarelik bir dükkan kiraladı.
Dükkan o kadar küçüktü ki içinde bir şemsiye bile açmak imkansızdı.
İlerleyen yıllarda kiraladığı dükkanlar hep bir öncekinin iki katı
oldu. 4, 8, 16 metrekare diye gitti. Dükkanlar büyüdükçe ürün
çeşitliliği de arttı. Önce bir Alman firmasının Türkiye mümessilliğini
aldı, sonra kendi markasını yarattı. Yabancı markaya olan düşkünlüğün
ileri derecede olduğunu gözlemlediği için ilk ürettiği şemsiyelere
Rainbow adını verdi.
1997'de zamanı gelmişti. Celal Birsen
markalı şemsiye üretmeye karar verdi. "Yola çıkarken kendime söz
verdim. Biz öyle bir şemsiye yapacaktık ki insanlar günün birinde
şemsiye yerine Celal Birsen diyecekti."
İlk yıllar çok zorlandı.
Markanın üstüne bir Türk ismi, dahası kendi ismini koyduğu için risk
aldığının farkındaydı. Ya batacaktı, ya çıkacaktı.
Bir taraftan
markasını piyasaya kabul ettirmeye çalışırken diğer yandan güneş
şemsiyesi işine girdi. İsmail Türk güneş şemsiyesi işine girmişti ve
iyi satıcılara ihtiyacı vardı. Güneş şemsiyesi satmak için Türkiye?yi
karış karış dolaştı. Israrcıydı, malı çok iyi pazarlıyordu. Felsefesi
şuydu: Yok diye bir şey yok!
"İlk on taneyi Bağdat Caddesi'nde
sattım. Satıcılık çok zor bir iştir. Mağazaya girerseniz kimse almak
istemez. Geri çevrilirsiniz. 'İstemiyoruz kardeşim' diye terslenirler
yıkılırsınız. Ben bir kuruluşun kapısından 23 kere geri döndüğümü
bilirim. Gittim benimle görüşmek istemediler. Gittim benimle görüşmek
istemediler. Gittim benimle görüşmek istemediler... Aşağılıyorlardı
resmen. Ama şimdi o firmayla 20 yıldır birlikte çalışıyoruz."
Güneş
şemsiyesi satmak için kapı kapı dolaşırken geleceğin bu işte olduğunu
anladı. Yağmur şemsiyesinin ömrü çok kısaydı ve güneş şemsiyesinde daha
çok para vardı. Çok geçmeden Laleli?de imalata başladı. İlk zamanlar
küçük ilaç firmaları ve birkaç cafe için az miktarda şemsiye üretti.
Dönüm
noktası Unilever grubuyla anlaşmak oldu. İlk yüksek miktarlı sipariş
Algida dondurmalarından geldi. Her defasında kaliteli ürettiler,
zamanında teslim ettiler, müşteriyi tavladılar. Unilever'in ardından
Türkiye'deki bütün bira, meşrubat, dondurma markaları geldi.
"Türkiye'deki bütün plajlarda, bütün cafe, kahve ve rastoranlarda
nereye giderseniz gidin, kafanızı kaldırın sizi güneşten koruyan Celal
Birsen?dir."
Dört yıl önce yurtdışına açıldı. Yine ne olduysa
Unilever sayesinde oldu. Faaliyet gösterdiği diğer ülkelere Celal
Birsen'i tavsiye etti, referans oldu. Kısa sürede 42 ülkeye ihracat
yapmaya başladı. Coca-Cola, Nestle, Heineken gibi markaların dünya
genelindeki güneş şemsiyelerini üretir oldu. Bu markalar aracılığıyla
Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerin plajlarında da Celal Birsen
bayrağı dalgalanıyor. Çorlu?daki 40 bin metrekarelik tesisinde son
teknolojiyi kullanarak üretim yapıyor. İki şemsiyeden bugünlere nasıl
geldiğini böyle anlatıyor.."
Kaynak: malatyahaber.com