Yayın Ekibimiz

Aşık Ali Kılıç

Gidenler gider de gelenler gelir 
Nesine varayım ben o yaylının 
Yolu uÄŸrayanlar hep piÅŸman olur   
Nesine varayım ben o yaylanın 
Güzellerde ok kirpikli güzeller
Sallandıkça ciğerciğim ezerler
Yaz baharda çadırları bozarlar
Nesine varayım ben o yaylanın

Bir bak sevdiciÄŸim, gözümde yaÅŸlar 
Aşka düşenlerde olur bu işler
Ataşda yanıyor ağaçlar kuşlar
Nesine varayım ben o yaylanın

Dağın doruğunda sevdiğim gitti
Şu benim figanım ta arşa gitti
Sanki sevdiceÄŸim elimden tuttu
Nesine varayım ben o yaylanın

Ali Kılıç  sever genci güzeli
Böyle midir yaraların yazarı
Çifte yavruların oldu mezarı
Nesine varayım ben o yaylanın

Diyen Ali kılıç 22/05/1924 yılında Arguvan ilçesinin 5 Km. doğusunda bulunan Karahüyük köyünde doğdu.
Karahüyük köyünün içinde bulunan hüyük buranın Milattan Önce 2000-3000 yıllarında bir yerleÅŸim yeri olduÄŸunun kanıtıdır. Bu gün bu köyde çeÅŸitli kabileler bulunmaktadır Bu kabilelerin her biri  baÅŸka yörelerde gelerek  buraya yerleÅŸmedir.
Ali Kılıç bu köyde Sakallı Yusuf torunlarında İsmail  ın oÄŸludur annesi Sultandır. Oldukça zeki olan Ali Kılıç 4 yaşında baÅŸladığı ilk okulu 4 yılda bitirdi. 1934 yılında annesini kaybeden Ali Kılıç  1937 yılında Malatya ya yerleÅŸti.  Mensucat fabrikası inÅŸaatında işçi olarak çalışmaya baÅŸladı. Fabrika acılınca fabrikaya kadrolu işçi olarak girerek çalışmaya baÅŸladı.

EÄŸer benim kim olduÄŸum sorarsan 
Dünyada sağ iken ölenlerdenim
Altından paradan puldan anlamam
İnsan kıymetini bilenlerdenim

Siyah sarı beyaz hepsi insandır
Allah yaratmıştır onlarda candır
Kimi sultan olmuş kumu hakandır
İstemem onları kölelerdenim. 

                    ..
11 Ekim 1940 yılında AkçadaÄŸ Köy Enstitüsüne giren Ali kılıç Köy Enstitüsünü  baÅŸarı ile bitirdi. 18 Kasım 1944 yılında kendi köyüne öğretmen olarak atadı. 15 yıl kendi köyünde öğretmenlik yaptıktan sonra 2 yıl köyünün yakınında bulunan kuyudere köyünde 13 yıl Malatya  merkezde öğretmenlik yaptıktan sonra 1974 yılında emekliye ayrıldı. 
Uzun süre köyünde uzak kalan aşık Ali Kılıç memleketinin dağını, suyunu havasını , kültürel güzelliklerini özlediğini çoğu şiirleri ile dile getirmektedir.
   
Fakırcıklar arasında geçelim
Kavaklının soğuk suyun içelim
Sülüklü bağında sofra açalım
Gel sunam gidelim bizim ellere
Åžimdi Aladağın karı eridi 

Kızlar yemlik toplamaya yürüdü
Omurluyu ala cığıl bürüdü
Gel sunam gidelim bizim ellere

         ..                             

Ankara ilinde edelim sökün
Sakın ha adu  nun dilinden sakın
Ali kılıç der yaş yetmişe yakın
Gel sunam gidelim bizim ellere             
   

Öğretmenliğinin yanı sıra şiir yazmayı ihmal etmedi. Şiir yazmak onun vazgeçemediği hobilerindedir. Geleneksel halk şiiri tarzında yazdığı şiirleri özellikle 11 ve 8 hece ölçüsü ile yazmış olup kafiye düzenine önem vermiştir.
                        .                           

Kötülerle kötü yola gitmedim
Önüme geleni yoldaş tutmadım
Benim olmayana el uzatmadım
Haram deÄŸmedi bu ellere kardaÅŸ

Çok küçük yaşlarda işte ezildim
Zalimliğe zorbalığa bozuldum
İlim irfan katarına dizildim
Doğruyla yürüdüm yollara kardaş
   

Benden küçükleri hiç hor görmedim
Dedikodu için soru sormadım
Saygı duydum büyüğümü kırmadım
İyi söz söylettim dillere kardaş
              

Dörtlüklerinde anlaşılacağı gibi ÅŸiirlerinde Alevi felsefesini ağırlıklı olarak iÅŸlemekte  ve kendi yaÅŸamı ile yoÄŸurmaktadır. Ayrıca  Hcı BektaÅŸ-ı Veliye yazdığı bir ÅŸiirinde.       
Sürünerek geldim sana
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Hak nuru kattın insana
Hünkar Hacı Bektaş Veli

..

İnsanlığa değer veren
Dört kitabı da hak gören 
Eşiğine yüzüm sürem
Hünkar Hacı Bektaş Veli

Arı verki çiçek geze
Evlat ver okuyup yaza
Bedende nasip et bize
Hünkar Hacı Bektaş Veli
               

..

1945 yılında evlenen ÅŸairin 9 çocuÄŸu bulunmaktadır. Yazdığı ÅŸiirleri    Hayatımdaki Gül ve Dikenler  isimli kitabından bir ayaya getirmiÅŸtir. Geriye kalan ÅŸiirlerini kitap halinde bir araya getirmek için  çalışmaları devam etmektedir. Kendi deyimi ile  Halen öğreniyor öğretiyor. 
İlerlemiÅŸ olduÄŸu yaÅŸlarda yazdığı ÅŸiirlerinde kimi zaman onu karamsarlık içerisinde olduÄŸunu görmekteyiz. 
               ..  

Ela gözlerinin haresi kalmış
Nar çiçek yanaklar sararmış solmuÅŸ 
Sevdiğime kötü kötü hal olmuş
Kahpe felek ne çekilmez derdin var

Ve

Mahsuni babayı bu gün götürdün
Hacı Bektaş toprağına yatırdın
Biz ağladık sende çöktün oturdun
Herkese bir türlü yetersin ölüm
    

Ve de 

Ali Kılıç baş sağ iken yazarım
Körpe torunlarda kaldı nazarım
Kim bili ki nerde kalır mezarım
Bu dünyanın halı böyle sevdiğim
Hakkın çoktur helal eyle sevdiğim

Anlatım- Kaynak:Halil YAZGAN
Bilgi: Ali Ihsan Öztürk / www.arguvaninfo.com
www.arguvaninfo.com için hazırlanmış ve düzenlenmiÅŸtir...

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Radyo Arguvan, Arguvan Türküleri MP4 Menüsü