Bir Mesaj Yaz
Ali Rıza UĞURLU
Pazar, 19 Şubat 2012 10:18
KURU KALABALIĞA TAKILMAK YERİNE //
Nedir ülkenin içine itildiği ve sorunlara da gölge eden, gündemi tümden işkal altına almış yanık kokan laflar? (Adı yeni, içerik daha da eski bir anayasa) Bu tip kuru kalabalığın köşede kahvede ‘’bile bilmeye’’ tartışılıp medyaya da aktarılması…
Öncelikle bu konu, ‘’12 Eylül faşist eller ve beyinlerle hazırlanmış, muhalefeti ve her aydın demokratı derinden düşündüren, ‘’anayasa’’ Acaba, çağdaş bir biçimle yanıtını bulabilecek midir?
Sorusuna kimler evet diyecek? Hele de; başta AKP ve ona kırmızı çizgilerle hazırlanan muhaliflerin meclisinden ‘’çağdaş bir anayasayı, ‘’ufukta bile baksak görebilecek miyiz?
Dense ki, kardeşim bu günkü bu yapıyla beklenen ve geleceğe de ışıklar saçacak bir anayasayı siz yapamayacaksınız.‘’Vatan millet Sakarya demeyi bırakında ‘’insanı ve onun geleceğini konu edecekk bir anayasayı, bazı dünya aydınları hazırlasın, siz de kullanın, dense, hayır biz kendi anayasamızı kendimiz yaparız ve istersek de bir gecede işi bitiririz, nasıl olsa halk çoğunluğu da bizden yanadır, denmeyecek mi?…
Harcanacak onca zaman, netice itibariyle ‘’rüzgarlara yem olup uçup gidecektir…
Yada; mecliste ki çoğunluk partilerine inanan ‘’iyi hazırladıkları’’ tabanına da desteğiyle kendilerine göre bir anayasa tartışması kavgasıyla zamanı kullanacaktır …
Bunun örneği ‘’Tüzük değişikliğinde yaşananlar ve MİT yasası ile de görüldü ve bir gecede mecliste oylanıp ve ‘’ S. Cumhurbaşkanı tarafından onanıp yürürlüğe kondu bile …
1937 de laiklikle de tanımlanıp değiştirilmesi konu bile edilemeyen ‘’mevcut anayasa da bazı maddeler var…
Örneğin MADDE 2.- ‘’TC. toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, (demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. İbaresi henüz yerindedir.
Ancak; ülke ‘’İnsan haklarına saygılı, adalet anlayışı içinde, laik demokratik bir hukuk ülkesi‘’ şimdiye dek olabilmiş midir?
Bu ve bazı maddeler her değişiklerde dokunulması konu bile edilemedi. Ancak, bağlayıcı bir ‘’anayasa maddesi olarak da, uygulandı diyemeyiz …
Madde 2.- nin altında olan maddeleri işine gelen her iktidar çıkarına ve politikalarına göre yorumunu yaptı ve uyarladı…
Şimdiyse; AKP 12 Eylül faşist cuntanın halka dayattığı ‘’Anayasadan mı, yada değiştirilmesi ‘’teklif bile edilemeyen maddelerin içeriğinden mi daha çok rahatsız?,
burası anlaşılmış olsa gerek…
AKP kendi amaç ve politikalarına rahatça yol verecek bir anayasanın yapılması için ‘’Meclis çoğunluğunu da bir kanimet bilerek’’ tüm hazırlıklarını sürdürüyor olsa gerek.
Şimdiye dek yazılarımızda ‘’çağa göre fikirler ortaya koyardık, artık, yerine çağdaşlığa açılmanın mücadele yolları araştırılmalıdır diyoruz…
Sözün kısası; ‘’görünen köy kılavuz istemez, ‘’Mit yasası çalışmalarında madalyanın asıl yüzü göründü, günün kuru kalabalığı ile zaman boşa harcanmamalıdır diyoruz.
Saygılarımla.
Yusuf Aslan
Salı, 14 Şubat 2012 09:45
BU GİDİŞAT BİZE İBRET DEĞİL Mİ?
Yer yüzünde detcal ve de melanet
İki yüzlü olan devlet değil mi (A.B.D)
Olmaz olsun dağıttığı adalet
Çoluk çocuk ölen millet değil mi.
Sağda solda bomba patlatıp durur
Kan kokusu bütün cihanı alır
Isırdıkca kuduz olur kudurur
Salyalı dolaşan köpek değil mi. (A.B.D)
Tecavüz mağduru kızlar gelinler
Bu uğurda birer birer öldüler
Bir kıtayı böyle telef ettiler
Bu da bir hayvani şehvet değil mi.
Ankut kuşu gibi avcı'na uçma
Uça uça gidip önüne düşme
Gel gardaşım A.B.D,ye yanaşm
Kaddafi'yle Saddam örnek değil mi.
Hele bak sen şu gavurun fikrine / İtine
Asya'dan bizide almış terkine
Der Yusuf vebali bütün meclise
Bu gidişat bize ibret değil mi.
Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.
Ali Rıza UĞURLU
Pazartesi, 13 Şubat 2012 11:00
SAM YELİ
Hey gidi vefasız, sefasız zaman
Zalimin zulmüyle, göz göze geldik
Tadın zaten yoktu, tuzun da bitti
Mervan’ın devriyle, yüz yüze geldik
Ana ağlatanlar, keyfi alemde
İnsanın zalimi, eli kalemde
Silahlı sopalı, kanlı eylemde
Ne akla danıştık, söz söze geldik
Sam yeli estikçe, kan kokuttular
Yüreklere acı, sancı soktular
Belleri yan eğip, boyun burktular
Yalancı peşinde, iz ize geldik
Günler hep tarihe, kara yazıldı
Yazı zaten kara, altı çizildi
Adalet yan tepti, haklı ezildi
Yarınlar karanlık, sez seze geldik
Dine dayananlar, devri bulattı
Irkı savunanlar, içler kanattı
Emperyalizm için, tam da fırsattı
Baharı tatmadan, güz güze geldik
Dünya’yı soktular, dar bir sokağa
Demokrasi dedik, düştük tuzağa
Tez bağlanır kollar, kalksak ayağa
El tetikte hedef, göz geze geldik
Her günün sabahı, zam dendi bize
Çalışan bel eğdi, yaslandı dize
Kul oldu tüm dünya, emperyalizme
Eğilip büküldük, diz dize geldik
Ali Rıza’m derki, bizler ne yaptık
Yolumuza kara, çalılar diktik
Terse dönen çarka, bakıp seyrettik
Dişler takırdadı, biz bize geldik
Saygılarımla.
Ali Rıza UĞURLU
Perşembe, 09 Şubat 2012 11:48
SİSTEMİN SIKINTILARI DAHADA SIKTI //
Başbakanın dindar yetiştireceğiz, çıkışları niçin yadırganır ki, ‘’demokrasi bir araçtır’’ gibi yıllar önceki sözlerini hatırlatmaya gerek var mı dersiniz…
Bu korkulu rüyalara ta ki ‘’Cumhuriyetin ilanı ve yapılan devrimlerle yatılıp ve kalkılmaktaydı…
Sevgili yorgun demokratlar, Hilafet yıkıldı Halife kovulmuştu, az iş miydi bunlar, o kin yürekleri ta o zaman burkup kıvırıp bırakmıştı elbette ki…
Dersim katliamını yapanlar da kimler idi? Elbistan, K.Maraş, Malatya, Gazi, Çorum katliamları insancıl bir yargılamaya alınmayıp ve nice aydın katillerinin adına faili meçhuller dendi. Ta başından beri bu anlayışa karşı akıllıca demokratik örgütlü tedbirler niçin alınmadıysa, bu gün yalnız bu lafları laflarla yadırgamakla bir yerlere varılamayacağı da kesin. Akıl başa deyip halk yalan yanlış ilkel bir siyasetin peşinde sürükleniyor da olsa, asıl doğrulara kulak asmak zorunluluğu hatırlatılmalıdır. Çağdaş inandırıcı bir siyasetle halkla kucaklaşmakta daha da fazla geç kalınmamalıdır. Bu da halk oyuyla muhalefette bırakılan partilerin asıl başlı başına görevidir…
Yıllardır alabildiğine önü boş ve açık bırakılan bu yapılanmanın ‘’emevi İslam rejimi gerçekleştirme çabaları hepten göz ardı edilmedi mi? Bu yapılanma karşısında ‘’adam dur da görelim’’ demekle başka bir istikamet hayal edilebilir miydi?
Hz. Muhammed’’i koruma yasası niçin yok da M. Kemal’’için var, Ayet midir bu, diyebilen eski bir bakan, ‘’anayasası laik Cumhuriyet Hükümetlerinin ‘’milli eğitim bakanlığını da yaptılar…
Eğer konu buralara getirilecek olursa, ‘’Hz Muhammed, fazla düşünce berekettir’’ diye buyurmuşlar, bu günün iktidarı halklar tarafından muhalefet görevi verilen partilerin düşüncelerine yer verilmekte midir?
Çağımıza hiç de yakışmayan bir siyasetle yüz yüze gelindiği ve dinin de siyasetle karıştırılıp istismar ediliyor olması tartışma götürmese gerek.
1950 lerden günümüze dek, bu siyasetin muhalifi onca ‘’hayatta olan siyasilerin hepsine de sormak gerekir. Bırakın partisinin başına geçsin, hükümetini kursun da görelim, ’’halk seçti demişlerdi.öyle ya, bugünkü tutuklu vekilleri de halk seçmemiş miydi?
Asıl sözün sağı; şu veya bu, parti demeden, küçük veya büyük partilerin ve ‘’ sivil demokratik katmanlarında katkı sunacağı ‘’demokratik çabalarla’’ çağın asıl düzenini yakalamaya kollar sıvanmalıdır diyoruz… Çünkü;
Bugün parlamentoda birden fazla ‘’muhalefetin varlığına ve uyum çabalarına rağmen’’ AKP nin tek bir parti gibi parlamentoyu ilkel bir siyasetle yönlendirme çabaları, son yetkili ağızların açıklamalarıyla sistemi daha da sıktı ve kaygıları daha artırmıştır. 89 yıllık Cumhuriyet ve ‘’az da olsa’’ atılan adımların önünün kesilmesine izin verilmemelidir diye düşünüyoruz.
Saygılarımla.
Yusuf Aslan
Pazartesi, 30 Ocak 2012 13:01
KALMAMIŞ.
Kırk yıl oldu ben köyümden çıkalı
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış
El kapısı ekmek kapım olalı
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Gayrı geçti o çocukluk yıllarım
Hayal ile gelip geçer günlerim
Gah kendime gah elime ağlarım
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.
Dünya ya değişmem bizim elleri
Gül oldu gözüme kara tikeni
Hani bizim elin gelini eri
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.
Memnun olmazsak da biz bu karardan
Kaçan ne kadar kaçacak mevladan
Duydum ki “Ümmühan” göçmüş dünyadan
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Kul Yusuf çırpınır güvercin gibi
Gökte ki turnalar habercim gibi
Elimden ayrıyım tecellim gibi
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.
Söz:
Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.
Ali Rıza UĞURLU
Cuma, 20 Ocak 2012 23:08
AYIPLARLA DÖNEN DÜNYA /
Hele de bu yeni dünya düzeninde diyar dolaşan devlet adamları yurttaşlar tarafından ciddi ve dört gözle takibe alınır olsa gerek…
Katliamlar, yolsuzluk, işsiz ve açlarla dolu bir dünya da, inadına kalpazanlık ve kan akıtmakla halklar susturulmaya, pusturulmaya, çalışıldı ve çalışılmaktadır…
Ayıplar yüklü bu dünyaya bir bakmak istediğinde insan, çok uluslu sermayeyle en yoğun ilişkiler içerisinde ‘’hukuksuzluğu da ilke edinen ülkeler arasında’’ Türkiye yi de görebiliyorsunuz …
Nasıl mı ? anlatacağım:
H. DİNK katillerine örgütsüz dendi. Uğur Mumcu ve nicelerine ve de 12. Eylül 80 faşizminin işkencelerle yok ettiği insanların faillerine de meçhul denmişti. 30 yıl sora da olsa’’ işkencede öldürülen onca insan kemikleri konup gizlendikleri çukurlardan ‘’el gaza ile de olsa’’ çıkarıldı…
Sevgili Cumartesi annelerinin bu gerçekler karşısında diyecekleri çok şeyler olmalıdır elbette ki
Diyarbakır eski ceza evi kazı çalışmalarında işkencede öldürülmüş ve en yakın duvarın dibi cesetlerin tezden gizlenebilmesi açısından müsaitti demek…
Bu doğrular karşısında, uykusu kaçması gereken iktidarın ülkeyi bu ve benzeri ayıplardan kurtarmak gibi bir niyeti de henüz yok gibi…
Neden niçin, bu böyle deyip düşünmeye ve sormaya bence gerek de yok … Çünkü,
uluslar arası iş birlikçi sermaye, benzeri bu vebal ve insanlık suçlarının ‘’dolaylı da olsa, asıl failleridir. Faşizm denen ilkel anlayışın tohumlarını ekti ve biçenlerde yine onlardır…
Güzel Ülkem Türkiye’’de, yolsuzluk ve usulsüzlük gibi gerekçelerle haklarında soruşturma düzenlenen onca vekil, dokunulmazlıkların arkasında ‘’kamu vicdanını hiç de ciddiye almaksızın’’ ülke yönetiyor izlenimi vermekteler…İşte bu yapılanmanın içerisinde, ilkel yönetimlerin her çeşidi vardır, gerektiğinde uygulanır da . Sevgili H. DİNK’ i öldürenler örgütsüz hazırlanmışlar o işe…
Yakın tarihin acı ve büyük ayıbı ‘’Uludere de çoğu çocuk yaşta 34 kişinin katledilme nedenini açıklamak yerine ‘’kanlarının üstünü bir avuç toprakla kapatıp, ailelerine bedel ödeyeceklerinden söz edilmekte.
Böyleyken, koltuk koruma pahasına, tüm kurumları kendi yandaşlarıyla doldurdular. Seçimle geldik, demokrasi var, biz demokratlarız denmekte…
Kazın ayağı hiç de öyle görünmüyor. 19 Ocak merhum H. DİNK davasında varılan sonuç karşıtı meydanlarda vicdanlarının sesini yükseltenler idi bizce asıl demokratlar…
İnsan düşünüyor; üst üste konmuş onca ayıp ve günahlar karşısında ülke yönetenleri geceleri ‘’nasıl bir uyku tutar? Bunun burası da, seçmen tarafından başlı başına bir merak konusu olmalıdır diye düşünüyoruz…
Saygılarımla.
Halpuz FM Yönetimi
Cuma, 20 Ocak 2012 00:15
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
27 Ocak 2012 Cuma akşamı saat 20.00(TR)'da Arguvan türkülerinin usta yorumcusu Ramazan Özer Radyo Halpuz'da canlı yayında olacaktır.
Tüm türküsever dostları canlı yayınımıza bekleriz.
Saygi, selamlar
www.halpuz.com
Radyo Linkleri :
http://www.halpuz.com/
&
http://www.halpuzfm.blogcu.com/
Ali Rıza UĞURLU
Çarşamba, 04 Ocak 2012 12:50
SAĞIN EFENDİLER TAM DA ZAMANI
Neyin nesi demen, fırsat bu fırsat
Dalın efendiler, tamda zamanı
Ne ahı dinleyin, ne de amanı
Çalın efendiler, tam da zamanı
Sultan tahtta zalim, zulmü fakire
İşsiz aşsızlara, lutf ile çile
Koyun oldu millet, dert gelmez dile
Sağın efendiler, tam da zamanı
Doğudan batıya, kapkara duman
Ne hukuk ne hak var, sistemde talan
Seçimden seçime, diz boyu yalan
Sayın efendiler, tam da zamanı
Ağlayan ağlasın, gülen siz olun
Saç sakal demeyin, keli de yolun
Boğun bu milleti, zamlarla boğun
Boğun efendiler; tam da zamanı
Din le siyasette, kar tatlı geldi
Hukuk katlanınca, çağ örselendi
Devran terse döndü, geri gelindi
Dönün efendiler, tam da zamanı
Muhalefette ne, meydanlar sizin
Çalın vurun doyun, Ay’da da gezin
Tek sizlere mahsus, bir hukuk yazın
Yapın efendiler, tamda zamanı
Biz ordular olduk, tek sizin için
Konu komşularla, işi bitirin
Kriz var deyip de, kıtlık getirin
Yayın efendiler, tamda zamanı
Emekçi örgütsüz, sırtlar yamalık
Her biri bir yerde, yüzler sarılık
Nasıl olsa halklar, darma dağınık
Bölün efendiler tamda zamanı
Arkanızda, emperyalist baba var
Mayası kan kokan, ruhu kaba var
Elinize vermiş, silah sopa var
Vurun efendiler, tamda zamanı
Ali Rıza’m derki, gelin yan yana
Enseniz kap kalın, dolam dolana
Bilim de tarumar, dalın dumana
Koşun efendiler, tamda zamanı
Saygılarımla.
Yusuf Aslan
Salı, 03 Ocak 2012 14:01
KÖYÜME GARDAŞ.
Gel hasbihal edek gardaşım senle
Ölürsem götürün köyüme gardaş
Sofrası açıktır yüzleri yerde
Zarar ziyan gelmez tenime gardaş.
Yağmur olsam Yazıhan a yağarım
Irmak olsam Karaca ya akarım
Her bir ferdi ile gurur duyarım
Hizmet eder dünya ilmine gardaş.
Bazı eller evliyalar yeridir
Şah Veli'nin kerameti bellidir
Hasta giden şifa bulur dirilir
Mezirme de Vayloğ dede ye gardaş.
Arguvan'ın bütün köyü baş tacım
Kucaklarım, açıldıkca kulacım
Türkülerle büyür gardaşım bacım
Alınca mızrabı eline gardaş.
İsa köyün eli tutar kalemi
İnci gibi dizer bütün kelamı
Kul Yusuf'da Fethiye'nin insanı
Her haliyle bağlı örfüne gardaş.
Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.
Ali Rız UĞURLU
Pazartesi, 02 Ocak 2012 00:41
ULUDERE KATLİAMI SON OLMALIDIR //
Şırnak’ın Uludere köy halkından bazılarının gece geç saatlerde ‘’o işe izin verilmesine ve askerlerin de önünden sınırın geçilmesine rağmen’’ 16 hava jet uçaklarının ateşi altında ‘’35 yurttaşın bu zulme sürüklenmesinin nedeni ‘’ülke ve dünya kamu vicdanının rahatlaması açısından ‘’açıklanabilir ise’’ açıklanmalıdır…
Bu toplu cana kıymanın nedeni nasıl anlatılabilir ki?, bu soruya öncelikle İHD ve tüm sivil toplum örgütleri merak ve üzüntü içerisinde bir açıklama beklemekteler…
1984 yılında başlatılan ‘’PKK ve iki taraflı 50 bine yakın insanın öldürülmesinin önü 2012 yılına kadar alınabilirdi, diye düşünüyoruz…
Ancak inatla tüm ‘’insan hak ve hukukunun üstüne üstüne çullanan’’ ırkçı bir dayatma’’ bu katliamların tam anlamıyla asıl nedendir…
Farklı inanç ve kültür insanlarına ‘’öyle değil sizde biz gibi olacaksınız’’ dayatmalarının bu gibi kavgalara bir hazırlık olduğu anlaşılmış olsa gerek …
Maalesef, bu ülkede yurttaş olan herkese şimdiye dek ‘’Sünni ve Türk dür’’ dendi. Ve farklılıklar arası sürtüşmelere sebep de ‘’çıkar adına siyaset yapan iktidarlar, ve medya olsa gerek…
Şimdiyse, yanıtı zor bir durumla karşı karşıya kalındı, Ancak ‘’iki taraflı hoş görü ile’’ bu belanın üstesinden gelinebilir diye düşünüyoruz…
Başbakan yardımcısı S. ARINÇ o kadar insanın canına kıyıldıktan sonra da olsa,’’herkes ne olarak ve nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşamalıdır, Kürt halkının her dediklerini yerine getirip gerekeni yapacağız, diyebilmiştir…
Demesine dedi de, ancak, bu açıklama lafta kalmamalıdır, çünkü çok geçmeden 35 Uludere’ li genç cana kıyılmıştır…
S. Başbakan. Hiçbir devlet bilerek kendi vatandaşına kurşun sıkmaz demişti. Ancak, kurşun teröriste değil sivil halka sıkılmış olduğu herkesçe de anlaşılır oldu. Şimdi, muhalif partiler ve herkes bunun yanıtını bekliyor …
Üçer beşer bazen de toplu cana kıymalar karşısında, her iki taraf soruna çağdaşça bir çözüm yerine intikam peşinde gibi oldular…
28 yıldır akan kanlar tüm yürekleri titretip, ‘’hoş görü ile’’ şimdiye dek bir çözüme götürülmeliydi diye düşünülüyor.
Dünya da henüz kaç ayrı dilin konuşulduğu kesin bilinememişken, kim kimi bitirecek kavgası neden Türkiye de başladı ve barışla bir sona götürülmedi?
Ülke yönetmeye soyunanlar her seçimde halklara söz verirler ve arkasından, huzur ve refahı sağlamak ve korumak için ‘’şeref ve namus sözü verirler. Hani analar ağlamasın denmişti? Hadi şimdi dindirin dindirebilirseniz, Uludere deki akan onca göz yaşlarını…
Saygılarımla.