Arguvan Türkü Sözleri

Nice uzaklardan süzülür gelir Toprağa bereket getiren yağmur Sıcak vurur buhar olur yükselir Susuza suyunu...
Bir güzel severdim ezelden beri Seher yeli gibi yar esti gitti Uğruna adadım can ile...
Ben gidersem bu ellerden Kalanlara selam olsun Hatırımı esen yelden Soranlara selam olsun Yalan Dünya...
Bir tipiye yakalandım yaz günü Nasıl iştir anlamadım ne bilem Ömrümde görmedim böyle bozgunu Nasıl...
Bir vefasız kız yüzünden Çektiğimi ben bilirim Yad ellerin şu dilinden Çektiğimi ben bilirim Ben...
Arguvanın toprağına taşına Ölem ölem taşına Bu can kurban gözlerine kaşına Ölem ölem kaşına Ne...
Merdiven üstündeyim nenni Beytambal kastındayım nenni Yarim beni sorarsa nenni Ben murad üstündeyim nenni Sür...
İntizar eylerim yare Sanmasın ki gülmüşüm ben Yarallarım pare pare Sanmasın ki ölmüşüm ben Kim...
Selam olsun eşe dosta gönülden Ayrılık özlemini çekenler bilir Alın yazısıdır ne gelir elden Ancak...
Değirmenim terse döndü bu sene Bulgura mı yanam kendime mi yanam Yar orada kanser olmuş...
Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden (Nedem Nedem Geceden) Şavkı Vurmuş Pencereden Bacadan (Dağlar Gışımış...
Öyle bir bağ yetiştirem Gören Leylo Leylo desin Rüzgar vursun yaprağına Dallar Leylo Leylo desin...
Şu yalan dünyaya geldim giderim Gönül senden güzel yar bulamadım Karayımış benim bahtım kaderim Kendime...
Sabahtan gördüm bir güzel Zöhre yıldızına benzer Güzelsiz degmesin nazar Huri melek misin nesin Ağ...
Beni Dertten Derde Saldın Şu Gönlümü Nasil Çaldın Öldüm De Belamı Buldum Güzel Bu Nasıl...
Aşan bilir karlı dağın ardını Çeken bilir ayrılığın derdini Bülbül kaça aldın gülün narhını Gül...
Bir sabah uğradım göl kenarına Sunam beni gördü yüzmeye durdu Çurpunu çurpunu çıktı kenara Ela...
Bu ne biçim sevda imiş Sinem kül oldu kül oldu Yar sevmesi bela imiş Zihn-i...
Bu dünyaya geldim amma Çekilecek çilem varmış Kadere kul oldum amma Çekilecek çilem varmış Bu...
Ömür bahçasının gülü solmadan Uyan gel gözlerim gafletten uyan Ecel bir gün bize haydi demeden...
Böyle şehir görülmemiş Oh oh ne güzel İstanbul Anlamadım bu nasıl iş Oh oh ne...
Kırat bu dağları aşmalı bugün Dostun ellerine (ömrüm) düşmeli bugün Varm dost eline bir sual...
El kapısı batsın yere Çok uğraştım yorgunum dost Elim kolum yara bere Çok uğraştım yorgunum...
Gülki güller açsın al yanağında Yanım sola dönük yar yatam sağında Firdes-i Ala’da İrem bağında...
Nazlı yar senden bir dileğim var Gözletme yolları noğlur gel gayrı Göz göz olmuş yaralarım...
Usandım senin elinden oy oy Deli gönül abdal gönül Gidemem gurbet elinden zalim Deli gönül...
Nere gidem kader senin elinden elinden ley elinden Bir yar sevdim Malatyanın elinden elinden ley...
Hayalimde gördüm gerçek yüzünü İçin için ağlıyordu gözlerin Konuşurken bitirmeden sözünü Sanki pınar oldu siyah...
Ben de şaştım bu gönlümün elinden Her nereye varsam aman yar ister benden Sanki benim...
Mamaşa gelde gadan alam mamaşa Kemer olam da belinde ki kumaşa Mah yüzün benziyor aya...
Kahpe felek şaşırttırdı yolumu Tren kesti ayağımı elimi Kimseler görmedi böyle zulumu Parça parça oldu...
Bir zamanlar kucağında bir bebek Konuştum ilk önce anne diyerek Kim bilir benim için ne...
Arguvan’a doğru yolun olurum Çevrili bahçanda gülün olurum Başım taacısın gözümün nuru Boyuna posuna kurban...
Ne hayaller kurup dünyaya geldim Umudum avcumda sıkılı kaldı O kanlı felekten bir hançer yedim...
Dar günümde dost düşmanım Teker teker kaçtı benden Genç yaşımda tüm saçlarım Ağarıp ta uçtu...
Düğünümüz var bizim Gelin halay çekelim Bu mutlu günümüzde Hep beraber içelim Bu mutlu günümüzde...
Sonraki Sayfa »