Fahri Kayahan

Ayrılık ateşten bir ok Nazlı yardan hiç haber yok Benim derdim herkesten çok Ben nasıl...
Hasret kaldım ben babamın yüzüne Bakmadım şefkatle bakan gözüne Kıymet vermediler doğru sözüme Çektiğim çileye...
Keklik dağlarda çağlar Yavrum diye diye ağlar Günden güne yansa dağlar Ağlarım ben kekliğime ley...
Nazlı yare fiske ile taş attım Geri döndü bana delisin dedi Bir buse istedim al...
Bahçelere ay doğdu Ay ışıdı gün oldu Benim yarim içmeden Vallahi serhoş oldu Uy amman...
Dediler geliyor Türk’ün babası Ortalıkta inliyor matem havası Cevherler saçıyor teselli bahsi O anda unutuldu...
Söyleyin güneşe erken doğmasın Yarim doya doya uykusun alsın Beni hatırlarsa yanıma varsın Görsün bu...
Göründü üç beyler Halep yolunda Kervanlar geliyor sağda solunda Kimi at üstünde* kimi de yayan...
Gelini gelini kardaş köyün gelini Saramaz oldum da aney ince belini Görmez olaydım da ben...
Sarı kurdelem sarı Dağlara saldım yari Dağlar kurbanın olam (aman) Tez gönder nazlı yari Yandım...
(ah) Mevla’m birçok dert vermiş Beraber derman vermiş Öldürücü dertlere Neden merhem vermemiş Diley diley...
Çiçekten harman olmaz Yar derde derman olmaz Darılmış güle bülbül Gelip dalına konmaz Çektiğim acı...
(baba böğün) Bu hava ne bulanık (vallah gönül) Yüreğim başı yanık Bu ne zalım sevdayıdı...
Bir oda yaptırdım hurma dalından İçini döşedim Acem şalından O da benim değil ahbap malından...
Aşağıdan gelir bir kanlı melek Yolumu yolsuza dönderdi felek Bu yolun yolcusu olmak mı gerek...
Ezo gelin benim olsaydın da seni vermezdim feleğe Güzel yosmam başın için olsun da salma...
Ördeğin sürüsü gazınan gelir Baharın gokusu yazınan gelir Yeğidin sevdiği güzel olursa Salını salını nazınan...
Şu dağları delmeli Kül edip elemeli İçerim kan ağlıyor Yarimi görmeyeli Uyu demeye geldim Yari...
Ağlama göründü Harput yayla Kime ne zümrüt hava Yılda bir görsem seni Olsam yoluna hayran...