Hasan Erdoğan

Benzerin yok eşin çok zor bulunur Huri misin melek misin gel söyle Hangi aşiretten kimin...
Yürü yürü yalan dünya Yalan dünya değil misin Yedi kez boşalıp gine Dolan dünya değil...
Şu zalim günlerden bıktım usandım Geçen günler birbirini tutmuyor Doğduğuma yüz bin defa pişmanım Geçen...
Sevgili canandan ayrı gezeli Sor ki bu sinemde derman mı kaldı Beklerim ki gelip geçersin...
Ölüm gerçek dünya yalan dediler Yar yoluna bakar bakar ağlarım Hasretinle kaldım gurbet ellerde Yollarına...
Vefasız bir günün bir yıla bedel Gözlerim yolunu nerelerdesin Bu ayrılık sana göre çok kolay...
Yıktım dereleri nice bentleri Kurtulamadım dilinden sevdalım Gözyaşlarım ummanlara karıştı Kurtulamadım dilinden sevdalım oy Belalım...
Dert değil ki baş belası Çekmeyinen tükenmiyor Ne öldürür ne güldürür Yazmayınan tükenmiyor Ah benim...
Adaletin terazisi Böyle tartar ise yandık Zengin ağır yoksul hafif Böyle tartar ise yandık Yandık...
Olanlardan haberi yok (aman aman) Kullarınan başım dertte Engel olmuş yollarıma (aman aman) Yollarınan başım...
Eller aramızda bir karaçalı Dağların ardından kaça gelesin Herkes sevdiğine yanar yar deyi Dağların ardından...
Bahçede açılan gonca gülünün Dallarına konan bülbül ben olsam Haber anlat bu gönlüme n’olursun Vefasız...
Dökersen derdini bir bilene dök Cahile sır açma dedim bin defa Her yüze güleni dost...
Alev almış ateş gibi Söneceğin yok bugünler En son gittin uzaklara Döneceğin yok bugünler Herkes...
Zati felek ile yoktur ki aram Gün gelir ki doğmamışa dönerim Ben de ister idim...
Koskoca dünyaya sığmamış gibi Ah u zara düşüp yanan kullar var Mekan belli değil yurt...
Ey zalim yar beni ne derde koydun Hayalinle düşer yatar ağlarım Beni bu derdinen bırakıp...
Felek senin çarkın böyle Hep mi tersine dönecek Bütün asırlar boyunca Hep mi tersine dönecek...
O yar göçmüş viran kalmış yurtları Bilmem ki yolculuğu hangi diyara Terk eylemiş tarlasını köyünü...
Kuşlar döndü yuvasına nazlı dost Senin yad ellerde durman boşuna Sağ gözün sol göze yoktur...
Sevgiden sevmeden doymaz Şu bendeki deli gönül Bir güzel görse hep kanar Şu bendeki deli...
Selviler gibi boy atmış Daha dünkü küçücük kız Almış mavzeri eline Daha dünkü küçücük kız...
Geçirdim ömrümü gurbet ellerde Yaz gelsin de köyümüze gidelim Sen beni eğledin yalan dilinen Soldurdun...
Gülmeye dermanım yoktur Bari vur da öldür beni El gibi tutma yakamdan Zalim vur da...
Sarılara boyamışsın saçını Tanıyamaz oldum seni vefasız Bakar körle kalmadı benim farkım Tanıyamaz oldum seni...
Terse savurmuşum eyvah harmanı Taneyi samanı yel aldı gitti Kirpiğimle toplamıştım bir zaman En sonunda...
Seni başka kim soracak Yavrum seni ben ararım üzülme sen Kemiklerim toprak olsa Yavrum seni...
Kime ne sevdiğim gözüm yaşından Sular yüzlerimi seller misali Gül için ağlayan döndüm bülbüle Sormadın...
Sen gönlümün sarayına Hoyrat oldun oturdun yar Hüsrana uğradı bağım Hoyrat oldun batırdın yar Yaradan...
Allah’tan bir dileğim var Sen ölmeye sürünesin Vurdun beni yerden yere Sen ölmeye sürünesin Bu...
Zalim felek hangi kalemle yazmış Silemedim bu yazıyı bir türlü Kimselere sözüm geçmez gücüm yok...
Dertli’den mi bana miras bu sevda Ağlar dolanırım vallah yar deyi Sözüm geçmez ne sultana...
Vefasız dost hal bilmezin biriymiş Feryadıma dağlar taşlar uyandı Başıma sardığın bunca dert yeter Feryadıma...
Şu dünyanın malı hep benim olsa İmranlı’m bir yana da dünya bir yana Kürt’ün güzelinde...
Ağlayı ağlayı düştüm yollara Parça parça böldü yar beni beni Unutmuş vefasız dünkü o sözü...
Ben beni unuttum bende değilim Şaşırdım yolumu deli ettiler Koştum ki yetişem dostun ardından Gözyaşımı...
Sonraki Sayfa »