Image

ImageAşık Mahzuni Şerif´in aramızdan ayrılışının 7. yıldönümü.
Bugün büyük halk ozanı türkülerin dili Aşık Mahzuni Şerif’i kaybedişimizin yedinci yıldönümü.

arguvanınfo.com ve Radyo Arguvan olarak değerli halk ozanımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz. Konuyla ilgili değerli Ozanımız Aydınımız Ali Rıza Uğurlunun son yazısını bir kezde bu başlıkta aşağıda sunuyoruz.

Asıl adı Şerif Çırık olan Mahzuni Şerif, 1943 yılında Kahramanmaraş´ın, o yıllarda Elbistan`a bağlı Berçenek Köyü´nde doğdu.

Okul çağı geldiğinde köyü Berçenek`te ilkokul olmadığı için Elbistan´ın Âlembey Köyü`nde bulunan Lütfü Efendi Medresesi`nde Kuran kurslarına gidip, burada eski yazıyı öğrendi. İlköğrenimini ancak 1956 yılında köyüne ilkokul yapılmasıyla tamamlayabildi.

12 yaşından itibaren amcası Âşık Fezali´den (Behlül Baba) saz çalmayı öğrenen Şerif Çırık, Alevi yol ve erkânı ile tasavvuf bilgisini Şakir ve Cırık Baba`dan öğrendi. Çırık Baba, saz çalıp nefesler de söyleyen bu kara kuru mahcup delikanlıya “Mahzuni” mahlasını verdi.

Şerif Çırık, bir yandan Mahzuni mahlasıyla deyişler çalıp söylerken bir yandan da Mersin´de Astsubay Okulu´na devam etti. 1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu`na devam eden Âşık Mahzuni, ordudan uzaklaştırıldı.

Mahzuni Şerif, ilk plağı “İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım”ı 1967 yılında henüz yirmili yaşlarının başındayken çıkardı. Âşık Mahzuni’nin ayrıca 400’e yakın plağı, 50 kaseti ve yayımlanmış 9 adet kitabı bulunuyor.

Anadolu halk ozanlığı geleneğinde önemli bir kilometre taşı olan Âşık Mahzuni Şerif, 17 Mayıs 2002`de Almanya´nın Köln kentinde 62 yaşında hayatını kaybetti.

ImageAracımdan uzaklarda olmam nedeniyle “Mahsuni Baba´yı gününde anamadım. O nedenle bağışlanmamı diliyorum”
Aşık Mahsuni Şerif, Maraş´ın Afşin´e bağlı Beçenek köyünde 1937 yılında dünyaya gelmiştir. Nice nice uygarlıkların mayaladığı Anadolu´nun bağrında büyüyen ve yetişen, döneminde aşıklık geleneğine apayrı bir sayfa açan, bir ozanımız değerimizdi.
Toplumun tüm kesiminde, kimilerine sazı, kimilerine müziği, kimilerine sözleriyle ve kimilerine de, bir dünya görüşüyle kendisini tanıtabilen, kabul ettiren büyük bir ustamızdı.
Zamansız kayıp ettik. Öldükten sonra yeri ve boşluğu daha da fazlasıyla anlaşılan Mahsuni Şerif, arkasında bıraktığı 450. 45 lik plak 40 kaset ve uzun çalarlarının yanında, duyulan ve daha da zaman zaman duyulacak olan, binlerce eserleriyle yaşayacaktır.
Aşık Mahsuni Şerif eserlerinde Tüm dünya halklarına, barış, huzur, kardeşlik, dostluk çağrısında bulundu. Sömürüyü ret etti, sömürücüleri amaçları için çıkardıkları savaşlardan dolayı tüm dünyaya katil ilan etti. Tüm halkların varlığının olduğu gibi kabul edilmesini önerirken, kendi ülkesini ve halklarını da çok sevdiğini söylerdi. Aşık demenin uşak demek olduğunu söylerdi. Benimle karşılaştığı 70 li yılların başında Aşık Mahsuni olalı 35 sefer mahkemeye çağrıldım ve 5 sefer tutuklandım, kötü muamelelerle karşılaştım demişti. Aşık Mahsini Şerif anlaşılmadı diyenlere de katılmıyorum.
Aşık Mahsuni Şerif Herkes tarafından anlaşılmıştır. Anlamak isteyenler anladı. Anlamak istemeyenler de anladılar da, ancak işlerine öyle geliyordu.

Anılarım Ve dönemi;

Yıl 1967 Yer Malatya Atatürk Kültür Salonu (Birlik Partisinin Hazırladığı gece de Aşık (Kul Ahmet´le) Aşık M. Şerif´i ilk görüp dinlemiştim. Okuduğu ilk eseri (Kimi Gelir kimi gider haber yok) Büyük bir kalabalıkla izlemiştim konserini.

Sene 1972 Yılmaz Ösecal plak yapması için Almanyaya Kölne davet etmişti, o Almanyaya ilk gelişi idi, o zaman 12 plak okudu.
Günü hatırlamıyorum sık sık kendisini bulur Köln´ü gezdirirdik. Dom Kilisesini gezdirdiğimizde, duygulandı şunları söyledi. Benim ülkemde yok mu? “Kervan Saraylar” ve daha neler neler.
Sohbetinde sık sık Türkiyeden söz eder ülkenin iyi yöneltilmediğini söylerdi.
Ben, ona hep en çok da Türkiyeden ve oradaki sorunlardan söz ediyorsun, dünya da başka ülkelerde onca sorunlar sizi düşündürmüyor mu?” demiştim. Elbette ki, tüm dünya halklarının huzur içinde yaşamaları özlemimdir, plaklarıma bile okudum. Fakat; Nasıl ki ( Bir Aleksandır Dubo Ben Fransızım, Bir Gote, ben Almanım, Bir Çerkovoski ben Rusum) Diyebiliyorsa, Ben Niçin Bir Türkiyeli Aşık Mahsuni Şerif olduğumu demeyeyim ve ülkem ve insanlarımla öğünmeyelim demişti.

Aynı gün akşam sohbetine davet etti beni. Yağışlı bir hava ve Köln´ün ortasından akan Ren nehri üzerinden geçiyoruz, Ren kabarık atılı atılı akıyor. “Çalım etme oğlum, benim de
fıratlarım yeşil ırmaklarım var, deyip arka arkaya saydı.
O akşam geç saatlere kadar konumuz sazın sohbetin dışında yaratıcının kim ve kimlere ne donda göründüğü konusu konuşuldu.

Son görüşmemiz, 16.Ağustos 2000 H.Bektaş. Kültür şenlikleri, “Avanos otel de
akşam sohbetinde oldu. Kucaklaştık, hastalandım ama ölümü beceremedim dedi, şaka yaptı, Fakat; 17 Mayıs 2002 sabahı saat 04.20 de sevenlerine son vedasını yapmış oldu.

Saygılarımla.

By Radyo Arguvan

Radyo Arguvan 2006 yılından beri aralıksız olarak yayın yapan ve Arguvan'ı ve Arguvan kültürünü tanıtmayı kendisine esas görev olarak gören Web Sitesidir. Radyo Arguvan adında anlaşılacağı üzere, Arguvan Türkülerinin yayınlandığı bir Radyo Sitesidir. Arguvan Türkülerinin yanında Halk Türküleri ve Özgürlük Türkülerinede yer vermektedir. Kültür ve Sanatta Halktan yana Tavır koymayı benimsemiştir.

Bir cevap yazın