Her yörenin öne çıkan önemli değerleri , bir ürünü , yöreyi adıyla temsil edecek bir yapısı ,tarihi değerleri vardır. Bu değerleri öne çıkararak , yöreyi daha iyi tanıtmak , yöreye ilgi çekmek , yöresel değerleri ve yöresel kültürleri dünyaya ve ülkemiz kamuoyuna tanıtmak için festivaller düzenlenir. Yöre kültürünü araştırmak , ortaya çıkarmak , yöre adına tescil etmek , bu kültürü gelecek kuşaklara aktarabilmek için festivaller birer araçtır.

Arguvan Türkü Festivali fikri yıllar önce ortaya atılmış, olgunlaşarak bu gün gerçekleştirilebilmiştir.

Arguvan’ın öne çıkan ürünü , hal müziğine damgasını vuran Arguvan ağzı türküleridir. Kimi otoritelere göre Türk Halk müziğinin % 30 unu Arguvan türküleri temsil ediyor. Hatta % 50 sini temsil ettiği olanlarda vardır.

İstanbul’daki Arguvanlılar ve Kurumları da bundan hareketle festivalin adını 1. Arguvan Türkü Festivali koyarak yola çıkmıştır. Yaklaşık 10 ay gibi uzun süre çalışmalardan sonra Arguvan’da ilk festival sınavını vermek için buluştuk.

Festivale 8 gün kala ön hazırlıkları yapmak üzere herkes gibi çeşitli araçlarla Arguvan’a doğru yola çıktık.

Ben burada Arguvan merkez adına merkezle ilgili festivalin güvenliği, alt yapının hazırlanması, belediye ve diğer kurumlarla iletişim, esnaflarla toplantı ve dayanışma , görevli gençlerin oluşturulması vb. konularda komisyondan görev istedim ve bu görevi gönüllü olarak aldım. Komisyon üyeleri bu sorumluluğu gerektiği gibi yerine getireceğimden emin olarak rahatladım.

Hekimhan üzerinden Arguvan’a doğru gidiyoruz. Iğdır’ı geçince Mezirme (Ballıkaya) topraklarına girince duygulanıyorum. Mezirme bizim topraklarımız sayılır, her ne kadar Hekimhan’a bağlı ise de akrabalık , alışveriş Malatya’ya gidiş geliş bakımından Aguvanlı sayarlar. Eski adalet bakanımız Sn. Seyfi OKTAY’ın köyü, Vayloğ Dede türbesinden sonra Arguvanlıların sık sık ziyaret ettiği bir köy. Benim de babaannemin halası oğlu.

Köyden çıkarken solumuzda ballı kayalar tüm görkemi bizi selamlıyor, hoş geldiniz der gibi göz göze geliyoruz. Gözlerimizi kayalardan ayırmadan Mezirme’den ayrılıyoruz.

Meşe ağaçları arasından yarı asfalt yoldan döne döne aşağı doğru ilerliyoruz. Solumuzda Mıroğlar köyü levhası ve dönüp “ koyağa” doğru bakınca bahçeler arasında birkaç ev seçebiliyoruz. Sonra dereden aşağı doğru geçince sağımızda Kuşu köyü; (hemen aklıma “okuryazar değilim ama Kuşuluyum deyimi geliyor) bu uyanıklığın bu topraklarla ne ilgisi olabilir diye düşünüyorum. Hava sıcak pek insana rastlamıyoruz, bahçe su kenarlarında birkaç hayvanı seçebiliyoruz. İnsanlar ya evlerinde yada bahçeler arasında işleri ile uğraşıyor olmalı.

Kuşu’yuda geçtikten sonra Bozan sapağından sola doğru bakıp Bozan köyünü görüyoruz.

Arkadaşlara Sultan Hatun Tekkesinin yerini gösteriyorum, O da Beni Seviyor filminin cem sahneleri burada çekilmişti.

Döne döne ilerlerken köprüyü geçiyor, Çavuş köyüne doğru bakıyoruz. Köprüyü geçerken aklımıza da burada geçtiği söylenen muzır bir espri geliyor. (Tuttum geç – tutma görem ne yapacak…) gülüşüyoruz.Urunun düzünde çeşmede duraklayıp su içiyoruz. Dolaylı’nın çobanı ile karşılaşıp “hasbı hal” ediyoruz. Boğaz’ dan (Arguvan kuzeyinde bir mevki), Yalıncak’tan ( eski mezarlık yanında bir “düşek” bir ziyaret yeri ) geçince tüm yalnızlığıyla, sessizliğiyle Arguvan önümüzde. Özlemle bakarken hüzünleniyor, heyecanlanıyor, duygulanıyoruz. Hüseyin Fırat’ın bloklarına doğru bakarken belediyenin onca parayla yapıp ta Hüseyin Fırat’a mahkeme yoluyla devrettiği değerlerden söz ederken Hüseyin Fırat’a kapıda rastlıyor durup hal hatır soruyoruz. Çarşıya giriyoruz cumartesi akşamı olduğundan pek fazla insana rastlamıyoruz, bir tur atıp eve gidiyoruz.

Ertesi gün erkenden uyanıyoruz, Arguvan da fazla uyumak gerekmiyor. 6-7 saat uyku yetiyor. Ne kadar yorgun olursan ol bol oksijenli havasından olsa gerek dinç kalkıyorsun.

Öğlene doğru ermişli köyündeki imam Caferi anma etkinliğine katılmak için yola çıkıyoruz. Kartal deresini geçip Dolaylı (Hapuz) mahallesine girerken Arguvan türkülerinin önemli kaynaklarından, özellikle kendine özgü bir tarz haline getirmiş olan Hacı Engüzel’le karşılaşıyor, karşılıklı sitem ediyor, onu da arabaya alıp bağlardan geçerek, kara çamurluğa doğru ilerlerken dut esprileri aklımıza geliyor, tebessümle geçiştiriyoruz. Halpuz’un çatal dutlarını esprilerini.

Kara çamurluğu geçip Karahöyük köyünün girişinden köye doğru bakıyoruz, hemen hiç yeni yapılaşma yok. Höyük tüm görkemi ile duruyor. Kazı izni verilmediği için çeşitli söylentiler olmasına rağmen bir sır gibi sağımıza bakarak düşünceli geçiyoruz. Karahöyük eskiden bakımlı, cıvıl cıvıl okur yazar oranı çok yüksek, bürokratı bol bir köydü. Demek ki bürokratlar köylerini, ata topraklarını yeterince düşünmüyorlar diye yorumlarken köyü geçip Bömere’ye doğru ilerliyoruz. Kıvrıla kıvrıla giden yoldan çayı geçince bakımlı kayısı bahçeleri karşımıza çıkıyor, bahçeler arasında adeta sebze serasını görüyoruz. İki tanede Arguvan merkezde vardı, bu seralar teşvik amaçlı bir yıl ödemesiz. İki yıl geri ödemeli kredilerle kurulmuş birer örnek.

Bömere’yi geçip kıvrılan yollardan tırmanıp Ermişli’ye doğru meşeli tarlalara, yamaçlara bakarak ilerliyoruz. Arguvanın doğusunda Mıneyik ( Kuyudere ) Bömere bölgesinden itibaren meşe ağaçlarına rastlamaya başlar, Arguvan merkez ve civar köylerde tarla ve tepelerde hiç ağaç göremezsin ormanların tarihide, ne kadar zaman yok edildiği de bu ağaçlardan yola çıkarak yorumlanmaktadır.

Ermişliye giriyoruz; Tekkenin etrafı araç ve insan yoğunluğundan oldukça hareketli. Kurbanlar kesilmiş, kazanlar kurulmuş tören hazırlıkları hızla devam ediyor. Gölgelik çardak kurulmuş, sandalyeler hazır, görevliler karşılıyor bizi protokol kısmına oturuyoruz. Kaymakam, mülki amirler, ilçe CHP yöneticileri, daha sonra Malatya CHP milletvekilleri protokole dahil oluyorlar. Tören Ebru Kayhan Kılıç’ın açış konuşması ile başlıyor. İmam Cafer’in geçmişi, düşünceleri, inançları yanında pozitif bilimle de (fizik, kimya gibi) uğraşmasına dikkat çekiliyor. Hem köyün İmam Cafer soyundan gelen dedelerinden Cemal dede hem İstanbul Er-Der başkanı Fahrettin Kayhan İmam Cafer soyunun seceresi ile buraya nasıl gelip yerleştiklerini yörede Türk Alevi – Bektaşi inanç önderliğini yaptıklarını anlatıyorlar tanıtım broşürlerinden de takip ediyorum.

Osmanlı döneminde bu yörelerde sancak beyliği de dahil, dedelik mertebesi ile yöre insanları üzerinde nüfus oluşturmuş etkili olmuşlardır. Bu nüfus ve etki bu günde inanç ve kültür bağlamında eskisi kadar olmasa da devam etmektedir.

Gündüz sanatçıların tadımlık gibi kısa kısa programlarıyla geçti. Asıl programın gece olacağı anonsu ile lokmalar yenildi ve inşanlar akşamını programlamak üzere dağıldı.

TRT sanatçısı Sabahat Aslan’ın dikkat çektiği Diyanet İşleri başkan yardımcılarından birisinin “Aleviler cem mi yoksa cümbüş mü yapıyorlar” zırvalamasına halkın tepki ve duyarlılığı görülmeye değerdi. Bu tepki ve duyarlılıktan Malatya Milletvekilleri de üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmek üzere sözler vererek düşüncelerini tepkilerini yerine getireceklerini söylediler. Nitekim iki gün sonra diyanet işleri başkanına verilen dilekçe ve cevap elden ele dolaşmaya başladı. Bu tepkiler Anadolu’nun en ücra köşelerinden bir köyde dahi insanlarımızın inançları ve kültürlerinin suistimal edilmesi karşısındaki duyarlılığımızın yüzyıllardır devam ettiğinin bir kanıtı olarak günümüze taşınmasıdır.Sivas olaylarının da yıldönümüne denk gelen bu günlerde, Sivas katliamını da gündeme getirilerek olayın sonuçlarını lanet ve nefretle kınanırken, Sivas şehitleri, ozanlarımız sevgi ve saygıyla anılarak türküleri ile yaşatıldılar.

Akşam saatlerinde program yine coşku ve heyecanla başladı. Arif Sağ’ın sahneye çıkmasıyla bu coşku ve heyecan doruklara çıktı.

Gece geç saatlerde dağılan köylülerin yüzünden mutluluk ve sevinç okunuyordu. Günün yoğunluğu yarınki yapılacak işler kimsenin umrunda değildi, emeği geçenlere minnetle teşekkür ediyorlardı. Ve pazartesi 1. Arguvan Türkü Festivaline hazırlıklara yoğun olarak başladığımız gün ajandamı açıyorum neler yapmam gerektiğine bir göz atıp yapılacakları gözden geçiriyorum. Festival komisyonu ve yerel yöneticiler ile toplantı yapıp durum değerlendirilmesi ve eksiklerimizin gözden geçirilmesi gerekiyor.

Sn. Kaymakam bey,Belediye başkanımız, Emniyet amiri, Jandarma komutanı ve İstanbul dan gelen festival komisyonu üyeleri ile yaptığımız toplantıda gördük ki yerelde sivil insiyatif adına çok eksiğimiz var. Halkla yaptığım, esnafla yaptığım görüşmelerde duyarlılığın sıfır, festivalin anlam ve öneminin kavranmadığını gördüm. Bunun böyle olabileceğini ancak bu kadar duyarsızlık olacağını düşünemiyordum. Yerel yönetimin halkı esnafı yeterince bilgilendirmediğinden kaynaklanan eksiklik ancak bilgilendirme ile giderilebilirdi.

İşe buradan başlayarak esnafları tek tek dolaşıp kısa izahatlarla toplantıya çağırdım. Arguvan’da 47 esnafla tek tek görüşüp isim ve telefonlarını alarak toplantıya gelmelerini söyledim. Aynı zamanda 4 mahalle muhtarını da toplantıya çağırdım.

Bu arada bu iletişimi ve bilgilendirmeyi yapmak için önce bir irtibat bürosu yeri bulup tabelayı astık,tanıtım afiş ve broşürleri ile donattık. Belediyeden aldığımız sandalyeleri yerleştirdik,telefon bağlattık. İlgi hala beklediğimiz gibi gelmedi,insanlar seyirci oluyordu.

Akşam saat 8.30 toplantı saati. Tek tek esnaf gelmeye başladı muhtarlar geldi. Birçoğu tanıdığımız esnaf arkadaşlarla hasbı hal ettik ve toplantıyı sohbet havası içerisinde başlattık. Festivali,hazırlıkları,Arguvan’a neler getireceğini, esnaflarla ilişkilerini,bu süreçte herkesin üzerine düşen sorumlukları uzun uzun anlatıp esnafın düşüncelerini de aldık. Özellikle Arguvan merkezliler ve esnafları olarak üzerlerine almaları gereken sorumluluğun festivalin ilk olması dolayısıyla tarihi bir sorumluluk olduğunun altını çizerek önemini vurguladık. Kalabalığın 10 binleri aşacağını tekrar tekrar vurguladık. Bu rakam pek inandırıcı gelmiyordu.

Toplantı da gördük kü esnaf ve halk yeterince duyarlı ancak festival konusunda yeterince bilgilendirilmemiş,düşünceler karşılıklı paylaşılmamış onun içinde sorumluk da paylaşılmıyor. Toplantının verdiği motivasyonla esnaflarımız hemen aralarında komisyon oluşturup festivale destek amaçlı para topladılar. Toplanan parada ki hedef festival konukları bizim konuklarımızdır, protokol’ün ve çalışanların yemek masraflarını iki gün biz karşılayalım düşüncesi ile ifade edildi. İlk etapta 1.200.000.000 (bir milyar iki yüz milyon) gibi bir para topladılar. Hedeflerini hemen hemen tutturmuşlardı. Sonraları aldıkları desteklerle iki milyara yaklaşan tüm yemek masraflarını karşıladılar. Bu miktar ve uğraşı bizleri oldukça rahatlattı. Esnafa bu duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyorum.

Bu duyarlılık bizleri de motive etti ve duygulandırdı. Bir kez daha gördük ki birlikte düşünüp, birlikte kararlar alınırsa sorunlar daha kolay ve rahat çözülür.

Muhtarlar da toplantı da hazır bulundular, düşüncelerimizi onlarla da paylaştık,özellikle de konaklama konusunda muhtarlara büyük görev düşüyordu. Konaklama formunu anlatıp onaylarını aldık. Üste konuk edilecek kişilerin, telefonu, adresi, konuk sayısı, alta konuk edilecek kişilerinde ismi, ikametgahı, telefonu şeklinde ayrıntılı form örneği hazırlayıp onaylarını aldık. Ertesi gün çoğaltıp muhtarlar ve esnaflar aracılığı ile dağıttık. Dönüşleri de uzun sürmedi. Formları, evlerde doldurup getirdiler. Gönüllü yapılan bu konaklama organizasyonunda gördük ki kimse Arguvan’da sokakta kalmaz. Gerçi sonuçta beklediğimiz kadar talep gelmedi. Festival süresince yapılan anonslarla konuk talebini dile getirdik. Ancak iki günde 20 kişi civarında bu yolla konuk alınabildi.

Görevli gençlere gereksinimimiz vardı. Merkezle ilgili güvenlik, protokol’e hizmet, alanın hazırlanması, panel organizasyonunda koşturacak kısaca festivalin yürütülmesinde koşturacak isimsiz kahramanlara gereksinimimiz vardı.Arguvanlı esnaflardan muhtarlardan yardım isteyip gençleri toplantıya çağırdık. Merkezdeki gençlerin çoğu esnaf çocuğu dolayısıyla işlerine koşturmak zorundalar. Yazdırılan isimlerden gerekli sayıda genç bulamayacağımı anlayınca köylerden yadım almaya İstanbul’dan gelenlerden yardım almaya karar verdim. Arguvan dan gençlerin olmasını özellikle istiyordum. Bu tür etkinliklerde sorumluluk alırlarsa kendilerine güvenleri artar seneye gönüllü olarak deneyimli görevliler olarak sorumlulukları daha rahat paylaşırlar.

Köylerden gelen gençlerle 20 civarında gençle toplantı yaptık. Toplantıya gelen gençlerin çoğu çok genç lise öğrencileri idi. Hayatlarında böylesi toplumsal etkinliklerde görev almamışlardı. İşimiz biraz zordu. Festivali, festivalde yapacakları işin önemini, aldıkları sorumluluğun tarihi bir sorumluluk olduğunu, festivalin ağırlıklı yükünün omuzlarında olduğunu, işlerini çok ciddiye almaları gerektiğini, bizi mahçup edecek hareketlerden kaçınmaları gerektiğini, giydikleri görevli tişörtlerinin hakkını vermeleri gerektiğini uzun uzun anlattık ve görev paylaşımı yaptık. Festivalle ilgili düşüncelerini alıp sorularını yanıtladım. Görevli tişörtlerini dağıtırken gençlerin heyecanını, heyecanla karışık sorumluluk almanın sevinci yüzlerinden okunuyordu. Ertesi gün saat 7 de buluşmak üzere ayrıldık.

Festival günü yaptığımız toplantıda herkes oldukça heyecanlı idi, ayrıntılı olarak görevlerini tekrar anlattık, kafalarındaki soruları tek tek yanıtladık. Farklı köylerden (Bozan, Asmaca, Sülmenli) Dolaylı mahallesinden gelen gençler görev alırken guruplaşmalar oluştu. Bu guruplaşmalar bir yandan iyi bir yandan kötü sonuçlar doğurmaya başladı. İlk gün rekabet içerisinde çekişmeleri de getirdi, zaman zaman zor yatıştırdığımız ufak tartışmalara yol açtılarsa da, söz dinlediler ve görevlerini hakkıyla yerine getirdiler. Özellikle ikinci gün gençler alışmışlar sorumluluklarının bilincine ve önemine varmışlardı, artık tam görev adamı idiler. Yapılması gereken işleri işaret etmeden anlıyor ve üstesinden geliyorlardı.

Gençlere de Arguvanlılar teşekkür borçlu.seneye hazır kıta bekleyen deneyimli gençlerimiz var diyebiliriz.

Esnaflarla yaptığımız toplantıda özellikle kalabalığın 10 bini aşacağını söylerken inandırıcı olamıyorduk. Stand yeri kiralamak isteyenlerden 200 milyon isteyince çok geliyordu, kazanacakları para konusunda ikna etmede zorlanıyorduk. Hatta iki kişiye ben kefil oldum, kazanamazlarsa kiralarını ben ödeyeceğimi söyledim öyle yer kiraladılar. Festival günü özellikle Musa Eroglu sahne alınca 20 bin kişi rakamları konuşulmaya başlandı, esnaf eksiğini gördü kalabalık karşısında şaşırdı, bize inanmadıkları için bize karşı buruk ama oldukça mutlu keyifleri yüzlerinden okunuyordu. Sadece mısır kaynatıp satarak 1 milyarın üzerinde para toplayan esnaflar oldu. Sonuçta birinci gün yetersiz kalan özellikle lokanta gibi gıda üzerine çalışan esnaflarımız ikinci gün bu eksiklerini giderdiler ve hayal bile edemeyecekleri paraları kazandılar.

Bazı esnaflardan bu kalabalığı suistimal edip, fahiş fiyatlarla mal satarak, vermediği hizmetin bedelini talep ederek haksız kazanç sağladı. Fiyat kontrol sistemi, denetim yoktu. Toplantılarda telkinlerimizle oto kontrol sağlamaya çalıştık.festival süresince alışveriş yapan müşterilerin şikayetlerini dinledik, kimlerin bu Arguvanlıya yakışmayan davranışları yaptığını tespit ettik. Kısa vadeli geçici çıkarlarını öne çıkaranlar uzun vadede kaybedeceklerini yaşayarak görecekler. Bu esnaf arkadaşlar hem esnaflar arasındaki katkı ve dayanışmaya gölge düşürdüler, hem de festivaldeki konuklarımıza karşı bizleri mahçup ettiler. Önümüzdeki süreç içerisinde bunun hesabını verdikçe yaptıkları yanlışın kendilerine neye mal olduğunu anlayacaklar.

Festivalde 1. gündeki panelde, festival konukları panele gösterilen ilgi ile iyi bir sınav vermiş olduk. Konuya gösterilen yaşlısı-genci ile yoğun ilgi hem bizleri hem panalistleri oldukça mutlu etti. DEMOKRASİ VE ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK konulu panelin Arguvanlıların zaten en duyarlı olduğu noktaya parmak basması, demokrasi ve farklı fikirleri olan hoşgörülülüğümüzün öne çıkması idi. Panelde anlatılan konular bizlere yabancı konular değildi; özellikle geçmişteki ırkçı-şöven baskı ve tutumların konu edildiği Hırat Dink’in anıları ile anlatılan Ermeni sorunu dinleyicileri, 45 yaş üzerindekileri babaları, dedeleri, büyükannelerinin anlattıkları öykülerle çakışarak anılarını tazelemeye, nostalji yaşamaya götürdü, duygulandırdı. Çünkü bizde de Arguvanda da Bessey’ler , Şarey’ler, Eşşomlar, Artinler hafızalarımızdan silinmeyen Ermeni isimleriydi. Yaşamımızın çocukluk günlerini onlarla geçirdik.

Bu panelde ulusal yayıncılık adına hareket eden bir gurup, panalistleri mandacılıkla suçlayıp, hakaret edince ortalık biraz gerildi; gerek bizim müdahalemiz gerkse Oral Çalışlar, Hırat Dink, Zeynep Oral’dan oluşan panalistlerin sağ duyulu davranışları panelin olaysız bitmesini sağladı. İkinci gün panelimizin konusu festivalin ismi gibi Türkü, Arguvan Ezgileri idi. Panalistlerimiz konusunda uzman akademisyen ve sanatçılarımız; Arif Sağ,Hüseyin Şahin, Gani Peşken, Hasan Basri Kılıç, Süleyman Özerol idi.Arguvan ağzı, Arguvan şivesi, halk deyişleri masaya yatırılıyor, uzmanlarca tartışılıyor, herkes pür dikkat dinliyor. Dil Türk Halk Müziğinde Arguvan ezgilerinin yeri istatistiki rakamlarla anlatılıyor,herkesin kafasında konu hakkında eksik eksik ve dolma bilgiler soru işeretleri ile tekrar yargılanıyor. Sorular soruluyor, panalistler oranları, dili tartışıyor bir senteze varılmaya çalışılıyor.bilimsel çalışma, yöre kültürünün araştırılması ve yöreye tescil edilmesi bu şekilde panel,konferans gibi araçlarla yapılır diyebildiğimiz konuyu hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz hep birlikte. Ancak bu paneller yeterli değil. Arguvan kültürünün ortaya çıkarılması ve tescili konusunda, günler süren konferanslar paneller yapılması gerekir. Bu paneller ancak birer başlangıç olabilir. Bu panellerle; farklı yörelere mal edilen ezgilerimizin tekrar yöremize tescili, sahiplenmesi, Arguvan ezgilerinin sahipsiz olmadığının, artık eskisi kadar kolay yağmalanmayacağının göstergesi olarak algılanması gerektiğini konuyla ilgili herkese göstermiş olduk.

Festival tüm coşku ve heyecanı ile, beklenenin üzerinde kalabalık ilgi ile sona erdi. Festival süresince Arguvan kimliği, Arguvan kültürü, Arguvanlıların ne kadar barışsever, hoşgörülü olduğu, dosta düşmana bir kez daha gösterilmiş oldu.

20 bin kişi rakamlarıyla anlatılan bir etkinlikte, içkinin su gibi tüketilmesine rağmen bir kişinin burnu bile kanamadan sonuçlanması emniyet, güvenlik güçlerinin etkinliğe gelen konuklar gibi rahat olması Arguvanlılar adına övünülecek, takdire şayan konu, kaldı ki Arguvan tam bir Türkiye mozaiği, Türk’ün – Kürt’ün Alevinin- Sünninin birlikte yaşadığı bir ilçe. Bu açıdan örnek alınması gereken bir süreç yaşadık coşkuyla, heyecanla, sevinçle!..

bu ortamın sağlanması ve yaşatılmasında büyük emeği geçen, katkısı olan Kaymakam Sn. Özkan Demir, Emniyet amiri Sn. Murat Oğuz, Jandarma komutanı Sn. yüzbaşı Taner Yurtsever beylere bu emeklerinden dolayı teşekkür borçluyuz. Görevlerini gerçekten fazlası ile layıkı ile yerine getirdiler. Kendilerinden beklenenin üzerinde özveri ve çaba sarf ettiler. Ne yazık ki önümüzdeki çalışma döneminde bu üç değerli insanı tayinlerinin çıkmasından dolayı Arguvan’da göremeyeceğiz, umarız yeni gelen görevliler bu arkadaşlar kadar anlayışlı ve görevlerine sadık olurlar.ancak Kaymakam bey de, Yüzbaşı ve Emniyet Amiri de Arguvan’dan öylesine memnun ayrıldılar ki Arguvan’ı anlatırken, yaşadıkları iyilik ve güzellikleri anlatırken gözleri ışıldıyor yüzleri gülüyor. 2. Türkü Festivalinde konuk olarak tekrar aramızda göreceğimizden eminim. Gittikleri yerde Arguvan’ı anlatarak Arguvan’ın kültür elçileri olacaklardır. Tıpkı ressam öğretmen Abdullah Bulut gibi Abdullah Bulut Arguvan’ın çeşitli köylerinde 9 yıl öğretmenlik yapmış idealist öğretmenlerden. Arguvan’a emeği, bilgisi, becerisiyle çok şey vermiş. Arguvanlıların dostluğu ve insancıllığından da çok şey almış birisi. Amatörce başladığı resim tutkusu giderek profesyonel ressamlığa dönüşmüş. Çeşitli illerde resim sergileri açmış kendini kanıtlamış. Gittiği her yerde Arguvan’ı anlata anlata bitirememiş Arguvan’a karşı vefa borcu olarak böylesi bir etkinlikte sergi açarak ödemek istemiş bana bu isteğini 6 yıl önce söylemişti, arayıp buldum hatırlattım çok sevindi bir haftada Arguvan la ilgili çalışmaları başta olmak üzere resimlerini toplayıp Arguvan’ın yolunu tuttu. Resimlerini kamyona doldurup festivalden 1 gün önce Arguvan’a geldi, bize en büyük katkıyı sunarak festivale renk kattı. Amacı resim satmak veya Arguvan’lıların takdirini toplayıp kariyer yapmak değildi, buna ihtiyacı da yoktu, tek amacı kendi deyimi ile “Bu güzel insanlara karınca kararınca bu güzel günlerinde emeği ile renk katmaktı.” Abdullah Bulut’a bu özverisinden dolayı ne kadar teşekkür etsek azdır.

Festival’in ikinci günü etkinlik Eymir’de Eymir Kültür Evinin temel atma töreni ile başladı. Festival kalabalığı Eymir’e, Kızık balıklı göle taşınıyordu. Kızıklıların özellikle Eymirlilerin yüzlerindeki sevinç, gözlerindeki mutluluk, heyecan ve coşku görülmeye değerdi. Birlik ve dayanışmanın doruk noktasında anlamını buluyordu, konuştuğumuz her Eymirli dernek başkanlarına ve emeği geçen herkese şükranlarını sunuyorlar, memnuniyetlerini dile getiriyorlardı. Eymir’de yaşanan göç, geri köye dönüşe başlamıştı. Köyde yeniden modern binalarla yapılaşmalar göze çarpıyordu, darısı diğer köylerin başına diye temenni de bulunduk.

Umarız önümüzdeki yıllarda başka köylerde başka kültür evi gibi yerlerin temel atma törenlerinde bulunuruz. Bu kadar başarılı geçen bir festival gelecek yıllarda yapılacak festivallerin daha görkemli geçmesi için deneyim olarak değerlendirilmeli, bu arada sorumluluk alacak kişi kurum ve kuruluşlar daha seçici, festivalin yükünü taşıyacak insanlardan oluşmalı.

Emeği geçen kurum, kuruluş maddi manevi katkı sunan kişi, karşılık beklemeden bizim yanımızda olan sanatçı dostlarımıza şahsım ve tüm Arguvanlılar adına teşekkür ediyor, bu destek ve katkıların devam edeceğine olan inancımla, Dostça Kalın diyorum.

Kamber Yıldırım
1. Arguvan Türkü Festivali İzlenimleri

Kaynak: eymir.com

By Radyo Arguvan

Radyo Arguvan 2006 yılından beri aralıksız olarak yayın yapan ve Arguvan'ı ve Arguvan kültürünü tanıtmayı kendisine esas görev olarak gören Web Sitesidir. Radyo Arguvan adında anlaşılacağı üzere, Arguvan Türkülerinin yayınlandığı bir Radyo Sitesidir. Arguvan Türkülerinin yanında Halk Türküleri ve Özgürlük Türkülerinede yer vermektedir. Kültür ve Sanatta Halktan yana Tavır koymayı benimsemiştir.

Bir cevap yazın