12 Haziran a kadar, verilen inandırıcı sözlerin arkasından sandık başına giden %80 nin üzerinde seçmen yurttaşlık adına görevini yaptı, yani parlamentoda temsil edilmeleri için vekillerini seçti…
      Kesinlikle, her seçmen huzurlu bir Türkiye için oyunu kullandı. Ancak; daha seçilen vekiller meclise ayak atmadan, kavga kuruldu ve o meclis çatısı altını soğutup bir buz dolabına  çevirdiler…
      Mozaik bir yapıda huzur ve istikrar  ‘’inadına’’ ciddiye alınmıyor ise, o sistemin adına ‘’çoğulcu demokratik bir sistem demeye ‘’hiç mi hiç’’ bir kimsenin özellikle de, ‘’sorumlu siyasetçilerin’’ hakkı ve dili olmamalıdır… Yürürlükte var olan her türlü huzur bozucu olumsuz ‘’yasa ve kararların’’ sorumlu ve asıl suçluları da, seçimle iş başında  olan siyasilerden başka da birileri diyebilir miyiz?
       Demokratik bir ülkede ‘’halkların tercihleri karşısında‘’ anayasa ve yasalarda engelleyici anti demokratik ‘’her ne varsa’’ derhal kaldırılmalıdır ve insan ‘’sosyal, kültürel, inançsal yaşam biçimiyle, ‘’evrensel hukukun öngördüğü düzenlemelerle yönetilmeli ve özgürce düşünüp konuşmalarının önü açık ve rahat olmalıdır, diye düşünüyoruz…  
       Ben ve ben gibi düşünen ‘’her kim varsa, ’’ ister hukukçu olsun ya da olmasın. 21, asrın ‘’çağdaş düşünen her ferdi’’ demokrasilerde ‘’söz milletindir diye düşünür…
      Hukuk hakkın çoğuludur, yani harmanıdır, hak eden bir hak sahibine size bu hakkı halk vermiş olsa bile, ‘’ben vermem’’ deyip halkın iradesi önünü ‘’hiç de çağdaş olmayan  yasalarla’’ kesmeye kalkışmak da, ‘’bir darbeciliktir diye düşünüyoruz…
     Öyleyken; halkın güvenerek seçip tercih ettiği bir millet vekiline ‘’yargıçlarınız yok olmaz diyebiliyor…
      O zaman, aylarca meydanlarda hava atıp insanları sandık başına çağırmanın anlamı var mıydı?
      Bari aklınızda böylesi bir dayatma varken, ‘’sen ve  sen’’ deyip beğendiklerinizi alıp geçip TBMM ne otursaydınız. Oturacağınız o koltuklarda hemen başınızın üstünde ‘’Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’’ yazısını da kaldırıp ‘’Egemenlik benim ve yandaşlarımındır’’ diyebilseydiniz… Artık bu devrin çoktan kapandığı bilinmelidir ve çağdaşlaşmalıyız efendiler…
     Yargının bağımsızlığı, hukukun evrenselleşmesi gerekir. Hak ve hukuku alt üst edilmiş, monarşist bir yapıya doğru sıkıştırılmayı ‘’yurttaşlar  olarak’’ hiçbir kimsenin içine sindireceği de düşünülmemelidir…
       Basın ve görsel medya aracılığı ile, son gelişmeleri de, değerlendirme adına tartışmalara bakıldığında, ‘’ya bu ülkede hukuk diye yönlendirici  bir kavram ve kural yok, yada hukukçu yok’’ demesi geliyor insanın diline…
       Son seçim sonuçlarında ‘’bağımlı ya da bağımsız’’ vekillerin durumu konusunda olduğu gibi, her hangi bir konu masaya konduğunda ‘’taraflı kayırmacı bir alışkanlıkla’’  hukuk adına  tartışılmaktadır. Tavır bu olmamalıdır,  hukuk çağındayız beyler…
     
            Sözün kısası; kim ne derse desin, işimize gelsin yada gelmesin,  12 Haziran  seçimlerinde millet iradesinin altını bizzat kendi oylarıyla çizmiş ve kararını vermiştir.  Seçilen her vekil de,  asıl demokrasilerde olduğu gibi ‘’yemininin de arkasında ve görevinin başında bilir her yurttaş.
 
      Saygılarımla

By Ali Rıza Uğurlu

isaköyü

Bir cevap yazın