Yoksulluktan
Yolsuzluktan
Hırsızlardan
İşsizlikten
Konu komşuyla kavgadan      
Kadrolaşmadan
Brokrasi baskısından
Hukuksuzluktan
Savaş tehditlerinden
Terör korkusundan
Zamdan, zarardan
Kazadan beladan
Kapkaççıdan
Yalandan dolandan, mı?, Acaba;

   Şehir kasaba köy sokaklarında bize oy verin, deyip laf kalabalığının gürültüsünden patırtısından. Dünyanın belki de pek az yerinde görülebilir. 84 yıl cumhuriyetle 61 yıldır çok partili sistemle yönetilen Türkiye nin her yerinde, neydi o şatafatçılık? İşte ondan  kurtulduk.
       Sayılamayacak kadar ‘seçim büroları, seçim arabaları, konvoylar, nutuklar, afişler, yemekler, bir avuç sistem yanlılarının köy kasaba arkalardan koşturmalar, çarşı pazar özel parti adına bestelenmiş dibine kadar açık ses cihazlarıyla, Herkesi rahatsız eden gürültü patırtılar. İşte bunlardan kurtulduk.
    Sakın ha bu ortamdan kurtulmayı az uz kurtuluş bellemeyin. Sonuç?
    Aynı tas aynı hamam, daldır doldur dök kardeşim. Demek bizim demokrasi anlayışımız, bu imiş.
    Ben Malatya da yeni bir semtte oturuyorum, mevsim yaz, hava 30 kaç derece sıcak, akşamları balkona çıkarız, önümüzden ana yola inen bir yol geçer, ne kadar bağımlı parti, ne kadar bağsız bağımlı aday biliyorsunuz?, kimilerinin çok sayıda kimilerinin az sayıda, bağırma çığırma araçlarıyla donatılmış, seçim arabaları kulakları patlatırcasına bağırtarak, aralıksız ay boyu, birisi gitti diğeri geldi. 40  bin sefer Maşallah, kafa beyin koymadılar kimsede. İşte size demokrasi var denilen Türkiye de seçim havası.
    İnsanları yıldırıp, usandırıp oy alacaksınız, sora, nerden geliyor bu değirmenin suyu?, soran da yok, Vur abalıya. Büyük bir partinin vekil adayıyla bir yarım saat konuştum, kızdı, kızgınlığını belli etmemek için küstü, bende şansın bol ola dedim kalktım, kalktım da, hanı Türkiye siyasetçisi ya ‘Al birini vur öbürüne. Vah benim saf temiz yüreği ümütlerle besili güzel insanlarım. ‘Tam laik, hukuku tarafsız yazılan ve işleyen bir Türkiye’, dememi içine sindiremeyen bir vekil adayı, Türkiye laiktir laik kalacak deyip kuzu muzu insanlara yutturacaksınız, işin aslını diyen birilerine de kızacaksınız. Hadi oradan sende, sosyal demokratmış güya. Herneyse;                  
    21  tarihli Milliyet’in ekonomi sayfasında ‘Seçimin zararı 2010’a kadar sürecek’ denilmekte. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), seçim ekonomisinin 2007 bütçesine yansımaya başladığını, ancak asıl etkinin ise 2008,2009,2010 bütçelerinde ortaya çıkacağını savunuyor.  Öyleyken;
     22 Temmuz herkes yaşlı, genç, hasta, tatildeki, hatta gurbetteki bazı seçmen oy kullanmak için sandığa gitti, Peki  beklentileri neydi?  ‘Çağdaş dünyayla barışık, bütünleşmiş, hukuku işleyen, kurumları anayasal esaslara bağlı, tarafsız, devlet vatandaş arasında dürüst bir köprü görevi üstlenen bir sistemin oturtulması.’ Pek, şimdi bu beklentiler ciddiye alınacak mı?  Bilmem, ‘AK Parti kandırdıklarından-CHP ti  kızdırdıklarından, MHP duygulandırdıklarından’, oy istedi ve aldı gibi gözüküyor.
    Herkes de  saçı ak mı karamı, 22 Temmuz akşamı kendi gözleriyle gördü.
    Bağımsız seçilenler, umarız patırtıya çatırtıya araç olmazlar.
    Şimdiyse, seçimlerden güçlü çıkan AK Parti ile ülke nasıl yönetilecek? ‘Korkular üzerine mi?, yada, Nisan ayında o çıkışlar ciddiye alınıp kaygılar atlatılacak mı? Bunu da Devletin başı  seçimlerinde görüp, görebildiklerimizi demeye devam edeceğiz.         
 Saygılarımla…

By Ali Rıza Uğurlu

isaköyü

Bir cevap yazın