Image

ImageEl alem Ay’da yıldızlarda dolaşırken yerde din adına siyaset yapmanın sıkıntıları bir gün sorumluların sesini soluğunu kesip atar. Sonuç ne olur? Allah memleketi ve milleti şaşırtanın şerrinden korusun.
Çağımızın red ettiği ‘Irkçılık Ve Kökten Dincilik’ adına yapılanmanın, işte o ortaçağ anlayışıyla siyaset yapmanın asıl birer insanlık suçu ve ayıbı olduğunu da artık şu çağda demek zorundayız.
Avrupa da 27 ülkenin (AB) aradaki tüm duvarları yıkıp yerle bir ettiği tarihi bir gerçektir. Bu ülkelerde şu anda iç içe yaşayan insanlar arasında ‘Din Dil gelenek ve görenek farklılıkları yok muydu?
Hani ne oldu, kim kime dokundu oralarda? Kim şu inancımdan gelenek ve göreneklerimden dolayı rahatsız ediliyorum, deyip şikayetçi oldu?, duyulup işitilmiş midir ?
Bu olay Osmanlının Asya’dan Avrupa’ya ordularla dalıp işkalcı bir imparatorluk oluşturma olayı değildir.
Bu beraberlik, ABD, dünyanın o ucundan öbür ucuna, saldırgan vur, öldür, sustur, sömür zorbalığına hiç benzetilemez.

Şu sınırlar bir yıkılsın
Kurulu üstler sökülsün
Silah denize atılsın
Bakın dünyanın tadına / Bu 7 kıtalık şiirimi 11.01.1977 (BBDKG) kitabımda yayınlamıştım.
Dünyadaki onca olumsuzluklara rağmen, Bu birliği ‘AB’ oluşturan ülke ve milletler durumlarından memnun ve de mutlular.
Günümüzün bu tarihi oluşumunu ‘sağırlar anladı, körler sezinledi’ de, bizim Türkiye de bazı bir avuç sorumsuzlar mı işin farkında değiller?
AKP, Dayattıkları ilkel eğitim uygulaması ve sistemde kadrolaşma ile varmak istediği hedefi gösterdi.
İçerde muhalif güçleri aldırmama, dışardan gelen uyarıları duyup kulak ardı etmek sorumsuzluğuna, ‘Karınca kanatlandı’, derler!
Kafaları ala kara, yada renkli bezlerle sarıp, sıkıştırıp mahkum edip, adına da özgürlük diyenler hakkında tarihçiler neler yazmaya başladı? Yada, o sarılıp sarmalanıp elin günün göremeyeceği şekilde başlarını kapatıp mahkum edenler, ne zaman bu tabuyu kırıp o bezleri yırtıp, fırlatıp çağdaşça salınıp gezip dolaşacaklar?
Asıl özgürlükler adına onu da bekliyoruz, göreceğiz elbette.
Emperyalizmin vurucu öldürücü orta doğu politikası zayıfladı, bitecektir de pek yakında. Ancak; şu günlerde kendilerine bağımlı olan ülkelerde bir şeyler karıştırma alışkanlıklarından hemen vazgeçmelerini de bekleyemeyiz. Ta ki dünya halkları bu kalleş ‘yeni dünya düzeninde, sistemcilere dur yetti, deyinceye dek.

S. Başbakan ‘Tayip ERDOĞAN’ /KÖLN Arena da ve ‘9 yurttaşımızın 3 Şubat’ta yanarak kurban gittiği Ludwikshafen da’ etrafına toplanan aralarında bazı politikacılarında bulunduğu yerli yabancı herkese şöyle sesleniyor.
‘Asimilasyon insanlık suçudur’.
Kime söylüyor ve kimlerin kulaklarına gidiyor bu sözler? Alman ya ve Türklerin yaşadığı diğer Avrupa ülkelerine tabi.
Bravo vallahi, S. Başbakan, sizin başbakanı bulunduğunuz ‘Türkiye’de kısacası bu sözden sora ‘Sünni İslam öğretisi mecburi din dersi olarak öğrenimden çıkarılacak, Alevi köylerine cami değil, Cem Evleri yapılacak, Kürt yurttaşlarla özgürlük adına masaya oturulacak’ anlaşılan.
Asimilasyon’ olmadan anladığımız yaşam? ‘Vatandaşın devlete vatandaşlık bağ ve görevinin dışında, ‘dil din gelenek ve göreneklerini devletin tarafsızlığı karşısında özgür huzur ve güven içinde yaşayabilmesidir)
S. Başbakan, bu kavramı bilerek konuştu ve bu sözünde samimi iseler, hiç vakit kaybetmeden bu çalışmalar başlatılacaktır demek. Yani, demek oluyor ki, ülkede insancıl tüm özgürlükler önündeki yasaklar kaldırılacak.
S.Başbakan devam ediyorlar:
‘Biz dil din millet ayırmayız, bizim nazarımızda herkes insandır, bu böyle biline’ ‘Yaratılanı severiz, Yaradan dan ötürü’ Yunusun dediği gibi.
Herkesin önünde bunu açık bir yüreklilikle söylediler. S. Başbakan. Bizim içerde isteklerimizi dışarıda ona buna ezbere öğüt etmeniz boşunadır.

‘Kendi gözünün önündeki hezeni görmez, elin gözü önündeki saman çöpünü konuşur’

Türkiye tam Laik bir ülke olsun
Devlet demokratik, sosyal hukuk devleti olsun
Hukuku çağdaş yazılsın
Siyaset insancıl, tarafsız, uygarca yapılsın

Laflara karnımız tok, ‘Herkes her lafı da yutmuyor artık.!
Türkiye’nin cumhuriyet le birlikte ‘demokratik laik bir hukuk devleti olmasının önü tam altmış yıldır tıkandı. Yıllar yılı demokratik Laik, tam bağımsız çağdaş bir Türkiye diyenler zindanlara tıkıldı, katledildiler. Hep kavgamız Sayın Başbakan nın yurt dışında tarifini yapmaya çalıştığı bir Türkiye için di işte.
Mesele insanları hep insan olarak görmek ve devletçe yaşamı hukuku bir güvenceye alma meselesidir.
Şimdi,Siz başbakanı bulunduğunuz Türkiye’de sisteminiz nasıl işliyor çok iyi biliyorsunuz, Sayın Başbakan, o sözleri dışarıda da olsa dememeliydiniz’. Yada yeminlisiniz, sözünüzde durmak zorundasınız. Hani, değiştim demiştiniz ya?
Öyleyken, huzur ve güzellikler adına geç de olsa, dışarıda göründüğünüz gibi içerde işe yeniden başlayıp sözlerinizin doğrusuna yürümeniz gerekmez mi?
Aynen öyle, hep söyledikleriniz hafızalarda kayıtlıdır. Her ne pahasına olursa olsun, sözünüzün arkasında olmak zorundasınız.
Konya da Haz. Mevlane haftasında ve S.Çamuroğlu’nun iftar akşamında S. Baş bakanın konuşmaları tazeliğini koruyor. Daha fazla irdelemeye hiç de gerek yok diyorum.

Saygılarımla.

By Ali Rıza Uğurlu

isaköyü

Bir cevap yazın