Görülen o ki,  2.ci AKP iktidarı asıl hedeflerine doğru ilerlemeye devam etmekte kararlı,  22. Temmuz genel seçimlerden hemen sonra, önceden hazırlatılan "Anayasa" değiştirme çabalarının hızlı bir şekilde sürdürüldüğünden söz ediliyor.
     Hürriyet köşe yazarlarından sayın TUFAN  bugünkü köşesinde şöyle diyor. 
    "Sivil Anayasa dan sivillerin haberi yok"
     Benim bildiğim anayasa değiştirme işi bir sefer daha değiştirmemek için yapılır.
     Okuyup sezinlediğimiz kadarıyla, AKP bu değişikliği yaparken, tek bir görüşün taleplerini hiç bir engele takılmadan, işte anayasada bunu yapmamıza bir engel yok deyip, muhaliflerini susturmak için hazırlatıyor.
     Bu yapılacak anayasayı sivillerde yapmış olsa, yanlı  AKP özel anayasası olarak hazırlandığı  durmadan konuşulmaktadır.
    O halde, bu yapılacak anayasanın ömrü öncekilerden daha da kısa olacak diyebilir  miyiz? 
    Aslında, bırakalım anayasaları, gelişmiş dünya ülkelerinde, yasalar, hatta kararnameler bile, çağdaş bir gelecek için, ileriye yönelik yazılır ve uygulamaya konur. Bir iktidarın kendi görüşlerine uygun, parmak çokluğuna göre hazırlatıp yürürlüğe koyduğu anayasa ve yasaların ömrü, ancak o iktidarın ömrü kadar olur.
    Anayasa ve  yasalar, ülke insanının yaşamını düzenlemek için yapılan yazılı kurallardır. Bu kural, "çağın gereği, insan hak ve özgürlüklerini koruyan, eşitliği paylaşımı esas alan, hakkı dağıtan, kurumları kontrol edebilen ana kural olmalıdır"     
    1961 Anayasası hukukçularımız tarafından, devamlı çağa açık, bir anayasa olarak anlatılmıştır. Çağa açık bir anayasa dediğimiz  "61 Anayasa sı" 1965 de   sermayenin iktidar ettiği Süleyman Demirel´i çok rahatsız etmişti. "Bu Anayasa İle çalışılmaz", demişti,  O zaman, çoğalan sağ  ve sol çatışmalarına neden gösterilen O Anayasa, 1970 Askeri muhtıradan sonra  kısmen değiştirildi. Çıkarcı çevreler, emekçi  kesimin mücadelesine karşı daha rahat güvencede olmaları için,  1. ve 2, Milliyetçi Cephe hükümetleri yönetimi 12 Eylül 1980  darbecilerine kurnazca teslim etmişlerdi.
    "Tam Bağımsız Türkiye" diyen on binlerce genci işkenceden geçirip, kısmen de kayıp eden darbeciler, kendilerinin de korunması için, 61 anayasasını tümden kaldırıp yerine "12 Eylül"  kendi Anayasalarını koydular. Cunta başı Kenan Evren  başkanlığı ve işkence suç ortaklarının sorgulanmamsı için, bu gerici Anayasa  oylatıldı ve günümüze dek te yürürlükte kaldı.
    Onlar kendileri için olduğu gibi,  kendilerine idareyi teslim eden kesim için de 82   anayasasını yazmışlardı. O dönem kapandı, o anayasa da değişecek elbetteki.
    Şimdi AKP iktidarı, daha çağdaş bir anayasa değil, dini esaslar ve ona çağrı yapan simgelerin serbestliği için hazırlattıkları, anayasayı en kısa zamanda, bizzat kendileri, oylayıp ve yürürlüğe koyma çabası içindeler.
    Şimdiye kadar olduğu gibi, bunların anayasasının kendileri ile birlikte çekip gideceğinden hiç şüphe etmiyoruz. O zaman, yeni bir anayasa yapma hazırlığının gündeme geleceği de akıllardan uzak olmamalı diyorum.
    Ağızlarına hiç de yakışmayan, bir demokrasi kelimesi var. Bu çalışmalar bir ters görüşün koca ülkede kafa yapısına uygun ve diğer tarafa zıt, bir sistemleşme sonucunun adı da asla demokrasi olamaz&
    Ben bir hukukçu değilim.  Ancak; Demokrasinin çağdaş, paylaşımcı bir yönetim şekli olduğunu az çok anlıyorum.  
    "Karınca kanatlanırsa eceli yakındır" derler.
    Şimdi bekle gör, gibi bir parlamentonun sessizliği üzerinde gözler gezip dönüp dolaşmaktadır.
     Bu ülke de ve tüm dünya da, tarafsız, insancıl bir hukukun, yazılıp işleyeceği konusunda kaygılarım var demeyi de, asla içime sindiremiyorum doğrusu.

Saygılarımla

By Ali Rıza Uğurlu

isaköyü

Bir cevap yazın